İstanbul’a Göç

Ailemin izini sürdüğüm bu bölümde, geçmişin izleriyle İstanbul’un hanlarında, dar sokaklarında ve kokularında dolaşıyoruz. 1960’ların başında başlayan hikâyemiz, sadece benim değil, aynı zamanda bir dönemin İstanbul’unu, esnaflığını ve yaşama kültürünü de anlatıyor. Kalcılar Han gibi mekânlar üzerinden aile tarihiyle iç içe geçmiş bir şehir anlatısı.

çocuk

İstabula Göç

1960’ların İstanbul’unda Göç Başlıyor Şehirdeki tüm hareket bu bölgede yoğunlaşmıştı. Balık hali Kumkapı’daydı, meyve-sebze hali Eminönü’nde, Avrupa’dan gelen yükler Sirkeci Garı’na inermiş. Türkiye’nin ticaret kalbi burada atardı. Hatta hâlâ öyle. Ekonomiyi hâlâ Kapalıçarşı’nın ayaklı borsası yönlendiriyor. Her ne kadar son on yıldır Kuyumcu kent faaliyette olsa da bu borsa yerinden kımıldamadı. Hatta Merkez Bankası bile […]

İstabula Göç Read More »

annem-babam

İstanbul’a Göç

İstanbul’a göç Hikâyemiz 1957 yılında başlıyor. Doğum tarihim 1963 olsa da İstanbul’a göç öyküsü ondan önceki yıllara dayanıyordu. Öncesi bende yok; her şey annemin ve ailemin anlatılarıyla şekillendi. Annem ile babamın evlenmeleri annem 14 yaşlarında, babam ise askerlik yaşlarındaydı. Babam askerlik sonrasında, köyde kendi evini, damını, ambarını ve ahırını inşa etmişti. Yapının üç katı vardı:

İstanbul’a Göç Read More »

annem-babam-ben

İstabul’a göç

Han’daki Esnaf Düzeni ve Satış Geleneği Han’daki esnaflara mal satışı şöyleydi: Yanında çalışanlara tarttığı bakırları, söylediği dükkânlara yollar, deftere borç yazardı. Ama 20 kilo gönderse bile deftere 21-22 kilo yazardı. Bakırları alan esnaf, daha önce alınmış onların üstüne atardı; tartmaya gerek duymazdı. Çünkü eksiksiz olarak istenilen para ödenecekti bakır bahaneydi. Memleketinden gelen bal da aynı

İstabul’a göç Read More »

Scroll to Top