Dart

Ankara Dart Turnuvası Hazırlığı

Ankara Dart Turnuvası

Ankara’ya daha önce yalnızca bir kez gitmiştim.
O da kardeşimin ruhsatlı silahını teslim almak içindi — sanırım MKE’ydi.
Otobüsten indim, kuruma girdim, paketlenmiş çantayı aldım ve geri döndüm.
Yani başkentle ilişkim, hızlı bir “gel–al–git” ziyaretiydi.

Ama bu seferki Ankara yolculuğu bambaşkaydı. Çünkü artık orada arkadaşlarım vardı.
Bu turnuva, benim için bir “başarı kovalamacası” değil, sadece keyifli bir buluşma olacaktı. Ve gerçekten de öyle oldu.


Tunalı Hilmi’de Dart Turnuvası

Konaklamayı Tunalı Hilmi Caddesi civarında ayarladım.
Caddeyi defalarca turladım — tabii farklı günlerde.
İlk izlenimim: Ankara, İstanbul’a göre daha derli toplu, daha düzenli.
Ama birkaç ilçeye geçince bu düşünce biraz esnedi tabii.

Birde Polatlı içlerinde araba ile gezince İstanbul trafiği çok güzelmiş dedim.

Tunalı’da pub bulmak da ayrı bir macera. Tabelalar küçük, içeriden ses gelmese fark edilmiyor bile.
Ama içeri girince gördüğüm kalabalık beni şaşırttı. Dart ortamı tam da tahmin ettiğim gibiydi: Kalabalık, sıcak, samimi, dostane.

Ankara Dart Turnuvası Hazırlığı
Ankara Dart Turnuvası Hazırlığı

Turnuva Heyecanı ve Tolga Bora

Turnuva hazırlıklarına da şahit oldum.
Organizasyonda Tolga Bora’nın emeği büyüktü.
Oradan oraya koşturuyor, her detayı kontrol ediyor, oyuncuların düzenini sağlıyordu.
Kısacası, bu işin hem gönüllüsü hem motoruydu.

Benim açımdan ise amaç basitti:
Ne derece atarım, kimle eşleşirim, önemli değildi. Oyun bahaneydi; insanlar ve ortam her şeydi.


19 mayıs ANKARA TURNAVASI 030

Barlar, Sohbetler ve Kısa Unutkanlıklar

Bir akşam başka bir bara gittik — adını hatırlamıyorum.
Yine dart vardı, yine kalabalıktı ama bende çok iz bırakmamış demek ki.

Sonra başka yerlerde de buluştuk, atışlar yaptık, sohbet ettik.
Bazı anlar var ki, sadece anlatmak yetmiyor.
O enerjiyi, o kahkahayı, o “dart kafasını” yaşamak gerekiyor.

Benim için Ankara turnuvası da tam olarak buydu: bir oyundan çok, bir ruh hali.

Gece Sonu: Angara Hatırası

Turnuva sonrası biraz daha vakit geçirmek istedim.
Geç saatlerde, Ediz’in tarifiyle gittiğim bir bara yöneldim. Kendisi de oradaymış.

İçeriden tekno müzik yükseliyordu ama o kafa ile o müzik bana pek cazip gelmedi.
Ses fazla, ortam fazla hızlıydı.
Çaprazda, kapısında güvenlik görevlisi olan başka bir mekân dikkatimi çekti.
Yaklaştım, güvenlik sorun çıkarmadan içeri aldı.

Sahnede Fatih Ürek vardı, eğlence tavan.
Bardan içkimi aldım, yüksek masalardan birine çöreklendim.
Ama tek olunca eğlence bir yerden sonra sönüyor.

Biraz sonra dışarı çıktım, belki arkadaşlardan birini bulurum diye.
Ama kimseyi bulamayınca tekrar dönmek istedim.
Bu sefer güvenlik “alamayız” dedi.
“Arkadaşım içeride, masam var. Girip bak istersen,” dedim.

Biraz tartışma, biraz uyarı derken tekrar içeri girdim.
Ama içimdeki enerji bitmişti; bir saat bile durmadan çıktım ve otele döndüm.

Geceyi Ankara hatırası olarak yanıma aldım.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top