Bir Kahvehanenin Ortaklığı
Taksicilikte yıllar birbiri ardına devrilirken bende de bir yorgunluk, bir bıkkınlık başlamıştı. Artık her akşam mahallede takıldığımız lokalde oturuyor, gece saat 24’e kadar oyalanıp sonra durağa geçiyordum.
Büyük biraderim hâlâ Kapalıçarşı’da çalışmaya devam ediyor. Akşamları bazen karşılaşıyoruz.
Aynı bölgede, beni zamanında ofis işine sokan arkadaşım ve bir başka tanıdık birlikte bir kahvehane açtılar.
Mahalle Kahvehanelerinin Düzeni
Gerçi kahvehane dediysek… Aslında bir spor kulübü lokali oldu burası. Mahalle meydanında o zamanlar beş kahvehane vardı. Her birinin müşterisi farklıydı; hatta aynı kahvehanede bile her masanın oyuncusu ayrıdır. Herkes herkesle oynamazdı, hatta bazen aynı masaya oturmazdı. Ama sabah girip akşama kadar aynı mekânda vakit geçirirlerdi.
Yeni Kahvehanenin Farkı
Bu yeni kahvehane ise diğerlerinden biraz farklıydı. Maç yayını vardı, bir de kumar oyunları…
Kumar oynatılan kahvehanelerde işletmeciler ilk gelen iki oyuncuyu kaçırmamak için ufak çaplı bir oyunla masayı kurar. Dördüncü oyuncu geldiğinde gerçek oyun başlar. Beşinci kişi geldiğinde ise işletmeci masadan kalkar; yeni masa, yeni oyun peşine düşer. Kâr-zararı pek düşünmez; yeter ki ortam canlı olsun. Ne kadar çok masa olursa, çevre mahallelerden de oyuncular duyar gelir.

Ortaklık Teklifi
Bu iki arkadaşım da zaten kumarcıydı. Yeni oyuncu gelse bile bazen kendi aralarında oynamaya devam ederlerdi.
Benim birader mahallede hep saygı görmüştür ama onun kumar oynaması pek hoş karşılanmazdı. Bazen karşılaştığımızda bana,
“Gel seni bu kahvehaneye ortak edeyim,” derdi.
İyi de neyin ortaklığı bu? Kaç masa, kaç sandalye var ki? Dükkân dediğin bomboş. Demirbaş desen yok; çay bile bitince bir kilo alıp devam ediyorlar. Ortak olunacak ne var ki?
O zaman benim işe girmeme vesile olan arkadaşım ile biraderimin bana komplo kurduklarını düşünürdüm. Şimdi şimdi anlıyorum; beni işe koyan arkadaşım aslında bana değil, biraderime komplo kurmuş.
Erdoğan’ın Rolü ve Düzenin Kurulması
Erdoğan kumar masasına oturmayacağı için onu daha çok organizasyon işine yönlendirdiler. Eksikleri tamamlasın, düzeni kursun, karşılığında da payını alsın… Öyle de oldu.
Kullanıldığımı Hissettiğim An
O zamanlar akşamları kahvede 3–4 masa düzenli oyun kurulur.
Benim birader ve diğer iki ortak da kumarın içindeydi.
Ben oyuna oturmazdım; çayı kahveyi ben getirirdim, ortamı ben toparlardım.
Bir noktadan sonra fark ettim ki beni kullanıyorlar.
Kendileri gönül rahatlığıyla oyuna oturabilsin diye vitrinde beni gösteriyorlar.
Sözde ortaklık ama esasen onların düzeni benim emeğimle dönüyordu.
Oyunların Dünyası
Kumar oynamasını bilmediğimden değil… Eskiden “66” ile başlar, “bom” ile devam ederdik. Şimdi bu oyunları bilen kaldı mı bilmiyorum. Maça Kızı, Altı Kol, Hoşkin, King… Bunlar doğrudan kumar sayılmaz ama bol seyircili, biraz da gürültülü oyunlardır. Eğlencesi de buradan gelir zaten.
Kumar kısmına gelirsek… Paralı okey ve çanaklı okey ilk sıradadır. On kağıtla oynanan, açık yanık gibi oyunlar kalabalıkta fark edilmeden kahve ortamında döner.
Ama iş bastı, kılıç, barbut, poker gibi oyunlara geldi mi daha izole yerlere geçilir. Seyircisi az, parası çok olur bu masaların.
