Tahtakale

kirtasiye-urunleri

Ofisten Tahtakale’ye Geçiş

Ofiste çalışırken kırtasiye ihtiyaçlarımızı genelde Tahtakale esnaflarından N.E den karşılıyorduk. Birkaç kez “Gel beraber çalışalım,” teklifinde bulundu ama işlerim iyi, keyfim yerindeydi.

Yine de yardımcı olmak için mahalleden bir arkadaşımı, Rıza’yı yönlendirdim. Beraber çalışmaya başladılar.

N.E., hem kırtasiye işi yapıyor hem de Brother ve Olympia yazı makinelerinin bayiliğini almıştı. Ortaklar Caddesi’ndeki ofiste yazı makinelerine ağırlık verecek; ben piyasada aktif olacaktım.

Tahtakale’deki dükkândan da sorumluydum. Telefona ve ön muhasebeye bakan Hanife, piyasayı takip edip ürün getiren Adem ürünleri sevk eden benim tavsiye ettiğim arkadaşım Rıza ve ben… Toplam dört kişiydik.

İlk İş Günü: Cuma

N.E., “Erdoğan Bey, Brother CE 700 siparişi aldık. İzmit’e gidip kurulumu yapacaksın ve tüm fonksiyonlarını anlatacaksın,” dedi.

“Makine nerede?”

“Şişli Camii karşısında merkez ofis var, oradan alacaksın. Onlar sana öğretir.”

Cumartesi sabahı ofise gittim. Ortalık sakindi. Bir makine verdiler:

“Al, bununla oyna. Ne sormak istersen buradayız.”

Taka tuka yazıyorum ama bazen acayip şeyler oluyor. Bu kadar komplike bir makine olduğunu kim tahmin eder? Daha elektrikli tıraş makinesi bile kullanmamışım.

Kullananlar beni anlar: Yazı makinesi aslında mini bir daktilo–bilgisayar kırması gibi. Hiç omlet yapmamış biri gibi hissediyorsun ama deneye deneye insan aşçılığa başlıyor!

Pazartesi – İzmit Macerası

Makineyi alıp İzmit’teki firmaya gittim. İlk müşteri temasım! Sanki içime doğmuş gibi kutuyu büyük bir özenle açtım, tüm bağlantıları yaptım ve fişi taktım. Ama keşke takmadan “Bu bozuk,” deyip geri dönseydim.

Kullanacak olan hanıma anlatmaya başladım: kartuş, silgi, marj ayarları… Ama kız ezber bozan çıktı! Ezber sırama müdahale ediyor. Her soruda “O PC ile ilgili,” deyip geçiştiriyorum. Marj ayarında takıldım, kıvıramadım. Sonunda:

“Ben bu işe yeni başladım,” deyip oradan adeta kaçtım!

İstanbul’a döndüm, N.E ye anlattım. “Tamam,” dedi. Ertesi gün tekrar firmaya gittim. Bu sefer kararlıyım: O kızı bilgimle ezeceğim!

Çarşamba – Rövanş Günü

Makineyi sıfırladım, test ettim. Havam yerindeydi. Anlatmaya başladım. Kız sıkıldı; bu sefer ezber bozacak bir şey bulamadı! Hatta:

“Kullanım için bol bol zamanınız var, takıldığınız yerde müdahale edeyim,” diye ısrar bile ettim. Çünkü telefondan yardım edemem; o zamanlar cep telefonu yok, belimde çağrı cihazı var, yazı geçiyor.

Bu kez her şey yolundaydı. İstanbul’a döndüm.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top