Kumkapı’da Sürpriz Yağmur ve Dostane Karşılama
Orhan’la yine bir akşam, soluğu Kumkapı’da aldık. Orhan menülere bakarak dükkân seçmeye başladı. Tercihi kırmızı et…
Ben de kendi kendime, “Bu Müslüman mahallesinde salyangoz aramak gibi bir şey,” diye güldüm. 😂
Sahil çıkışına yakın bir yerde karar kıldık. Yedik, içtik, muhabbet koyulaştı derken gece vakti bir anda bardaktan boşanırcasına yağmur bastırdı. Ne dışarı çıkabildik ne de mekân kapatabildi. Yağmur biraz hafifleyince müşteriler azaldı, masalar boşalmaya başladı.
Tam o sırada Sefer geldi:
“Karşıdaki dükkâna geçin, benim kardeşim olduğunuzu söyleyin. Takılın, ben de geliyorum,” dedi.
Biz de Balina Restoran’a geçtik. Sağ olsunlar, kendi evleri gibi ağırladılar. Saz, söz, ortam… derken alkolde sınırı geçtik, keyfimiz yerindeyken kalkıp teşekkür ettik, çıktık. Kimse de hesap sormadı.
Esnafın Akşam Buluşmaları ve İçki Kültürü
Bir başka akşam yine Kumkapı’ya uğradık. Bu kez dükkân aramaya hiç gerek kalmadı; Sefere gidiyoruz, Sefer bizi görür görmez karşıladı, masaya buyur etti.
Siparişleri verdik, o da işleri hafifleyince yanımıza oturdu.
“Ya,” dedi, “siz geçen gelişinizde karşı dükkânda oturup hesap vermeden mi gittiniz?”
Biz hâlâ saf:
“Yoo, vermedik. Ne oldu ki?” dedik.
Sefer yüzüme bakarak:
“Ne oldu su mu var? Hesap vermeden gitmişsiniz!”
Ben de pişkinliğimi konuşturdum:
“Sen demedin mi ‘Benim kardeşim olduğunu söyle’ diye? Bir de senin yanında hesap mı verecektim?”
Güldü, olayı kavradı.
“Ben verdim zaten,” dedi.
“Tamam,” dedim, “o zaman bu hesaba ekle!”
Tabii ki eklemedi.
Ben zaten hesabı yüksek bıraktım ama diyalog tamamen espri havasındaydı. Kumkapı esnafı mesai sonrası kendi aralarında toplanır, menülerden takviye yapar, içkilerini koyar, sohbet eder. Bizim gibi dışarıdan gelenler bu hesaba dahil olmaz.

Ne zaman geçsem uğrar, bir iki içer öyle devam ederim.
Her seferinde de Sefer aynı lafı döndürürdü:
“Yine Beyoğlu mu?”
Asmalımescit’in Eski Günleri
Asmalımescit, adını Asma Mescit’ten alır. Beyoğlu ile Tepebaşı’nın arasında sıkışmış küçük bir bölge…
Bugünün kalabalık ve modern Asmalımescit’inin, 1980’lerde tam bir batakhane olduğunu bilmeyen çoktur.
Kumarhaneler, köhne meyhaneler, garsonluktan çok fedailiğe benzeyen çalışanlar…
Çoğunun geçmişi karanlıktı; olaysız gece pek olmazdı.
Ama tuhaf bir tezat:
Aynı 500 metrekarelik alanda, dünya çapında insanların eğlendiği, kaliteli mekanlar da yine onların arasındaydı.
Galata’nın tarihi boyunca etrafı Boğaz ve Haliç ile çevrilmiş olması, bölgenin cazibesini hiç kaybettirmedi.

Asmalımescit’in Değişimi ve Yeni Dönem
Zamanla “batakhane dönemleri” kapandı ve bölge butik kafelerle canlandı.
Önce sandalyeler sokağa çıktı, sonra masalar…
Sokak taşana kadar doldu, ta ki belediye hem işgaliye ücreti alıp, hem de masa ve sandalyeleri kaldırana kadar.
Konumu çok merkezi olduğu için Asmalımescit bir dönem şehrin buluşma noktası haline geldi.
Ama yaşanan sorunlara esnaf fazla dayanamadı; çoğu Beşiktaş ve Kadıköy’e taşındı.
Geride ise eski günlerin hikâyeleri ve yarım kalan hatıralar kaldı.
