Ok Saplandı, Muhabbet Tuttu
Bibuçuk çok sık gitmezdim ama yolum düştüğünde uğrardım. Uzun bir ara uğramamışım ki, Bir gün Talat aradı:
— “Abi, nerdesin ya? Bu hafta sonu, turnuva gibi bir şey var, yeni arkadaşlar geldi kalabalıklar, senden de bahsettik. Gelirsen bekleriz.”
Dedi.
— “Olur tabi ne demek. Kaçta gelirler, saati belli mi? Bahsettikten sonra gelmemek ayıp olur.”
Hafta sonu oradaydım. Yeni yüzler, yeni muhabbetler…
Dijital dart makinesinin başındayız. Oyun, plastik uçlu oklarla oynanıyor.
Bu arkadaşlar Ankara kökenli veya orada bir süre yaşamışlar; orada oyunlar biraz daha sertmiş: kil board kullanıyorlarmış, oklar da metal uçluymuş. Plastik uçlu okları yoktu. Bir takım ok vardı onu da o akşam gelmeyen bir arkadaşlarından ödünç almışlar. Ankara’dan
İstanbul’a Dart Transferi
Ben hazırlıklıyım; kendi oklarım var. Bir takımda yeni arkadaşların getirdikleri var geri kalanlar ise makineye ait standart okları kullanacaklar. Oyuna başlama atışı yaptık ve oyun başladı.
Kim yendi, kim kaybetti, pek mühim değil. Zaten herkesin amacı aynı: — “Gel, oyna, yen ya da yenil önemli değildi, önemli olan eğlenmek” Ama o gün oynadığımız oyun, bir dostluk liginin ilk maçı oldu.

Kriştina ve Taksim Dart Günleri
Arada “Kriştina” diye bir yerden söz ettiler. Bir Dart Kulübü sandım. Meğer Taksim’deki Hayal Kahvesi’nin en üst katıymış.
Bir gün kalktım, gittim. İçeride masalar, çatal sesleri…
Sanki düğün yemeği. Dart boardlarını gördüm, doğru yer diye sevindim ama atmosfer tam bir “yanlış gün, yanlış konsept.”
Görevli arkadaşlara sorduğumda, haftanın iki günü geldiklerini öğrendim. Hafta sonu tekrar gittiğimde içeride yaklaşık on kişi dart oynuyordu. Önceden tanıştığım arkadaşlar da oradaydı; kaynaşmak kolay oldu.
Ortam sakindi ve hepsi arkadaştı. Oyunlar bana karmaşık gibi gelse de mantığını kendi elektronik makinamdan öğrenmiştim.

Bu sefer benim dart oklarım işe yaramadı; uçları plastikti. Burada ise kil board vardı, o anlatılan at kılı değil yani 😂. Mekânın standart oklarıyla oynamaya başladım ama burada herkesin oku farklıydı. Kuyruk kısımları aynı şekilde farklıydı. Benimkilerin de kuyrukları farklıydı ama çeşit bulmak için bir gayretim olmamıştı.
Oyun oynarken arkadaşlar bana bilgi veriyordu. Okların farklı gramlarda olduklarını öğrendikten sonra, oynamayan arkadaşların okları ile atış yapmaya başladım.
Kendi kalibremi bulmak için güzel bir şanstı. 18 ile 24 gram arasında değişkenlik gösteriyormuş. 21 gramın benim için ideal olduğuna karar verdim.
Pazartesi Sirkeci piyasasında rahat bulurum hesabını yapıyorum.
Sirkeci de kimsenin dart okları ve boardları hakkında bilgisi olmadığını yaşayarak öğrendim. Oysa bu spor malzemeleri satıcıları Türkiye’nin her yerine ve spor kulüplerine ürün yollar ve tedarik ederlerdi.
Ben ikinci gidişimde arkadaşlardan öğrendim ve Ankara’dan siparişimi verdim. Ok ve kanat siparişlerim geldikten sonra, dart oynamak için olan açlığımı kapatma fırsatını bulmuştum.
Sonraki haftalarda grubumuza devamlı yeni katılanlar oldu. Bazen uzun süre ara verenler de oluyordu ama her geçen gün büyüyorduk.
İstanbul büyük şehir… Birimiz Beylikdüzü’nden geliyor, birimiz Maltepe’den. O yüzden en merkezi nokta olarak Taksim’i esas alıyoruz.
İşin güzel tarafı, bu çevre eski çevremle hiç kesişmiyor. Grup arkadaşların hepsi işinde gücünde, sosyal insanlar. Bu insanların kendi sektörlerinde başarılı olduğunu biliyorum, bana yansıyanı kadarı ile.
Eğer bir gün bu yazılar okunacak hale gelirse, büyük ihtimalle okuyacak olan yine bu tayfa olacak.
