İşte Şimdi Sıçtım – Tren Planı Çöktü
Noterden Gara, Garip Bir Kader
Notere gidene kadar motoru o sürsün istedim.
“Sen tren istasyonuna beni bırakırsan yeter,” dedim.
Arkadaş sağ olsun, kabul etti.
Notere vardık, satış işlemleri sorunsuz tamamlandı.
Hemen yanındaki sigortacıya gittik, işimiz tıkır tıkır yürüdü.
Ardından tren garına geçtik.
Trenle motoru göndermek istedim ama sürpriz!
Tren yarın saat 17:00’deymiş.
Üstüne bir de yağmur başlamasın mı?
O an “başımdan aşağıya kaynar sular döküldü” deyimini birebir yaşadım.
Arkadaş,
“Bin motoruna, git, bir şey olmaz” dedi.
Daha önceki bir satıcıyı hatırladım, içim daraldı.
Yağmurla Başlayan Sınav
“Yağmurluğum yok, Ankara’yı bilmiyorum” dedim. Motoru garda bırakıp, beraber yağmurluk almaya gittik.
Motorun yanına döndük.
Montumu giydim, üzerine yağmurluğu çektim.
Son bir ricam oldu:
“Beni çevre yoluna kadar takip edersen gerisine ben devam ederim.”
Ama adam sağ olsun, ayaküstü tarif edip beni uğurladı.
Ankara’yı bilmediğimi daha önce söylemiştim, yardımcı oldu.
Bir de beni istasyonda bırakmayaydı iyiydi!
Motorun üstüne oturdum,
bir gün önce öğrendiğim gibi vitesi bire attım, debriyajı bıraktım, hareket ettim.
Garın kapısından sola döndüm ve yola çıktım.
İlk benzinciyi görünce durdum.
Depoyu açıp doldurmasını rica ettim.
Ama kapağı kapatamıyorum.
Anahtarı çıkaramıyorum.
Hiçbir tarafa dönmüyor!
Yedek anahtarım var ama o da işe yaramıyor.
Deponun kapağı üst tarafta ve sağanak yağmur var.
Aklımda deli sorular… Terlemeye başlamıştım.
Sağ olsun pompacı yardım etti; bastı, kilitlendi, anahtarı yukarı iteledi.
Artık “rahatça benzin alabilirim”, çünkü depo kapağının nasıl kapandığını öğrendim (!)

“Bu Bodruma giderken çekilen fotoğraf, sonra sallamayın burada yağmur yok yerde gölgeler var diye”
Yağmur, Buhar ve Karanlık
Çevre yoluna çıktım ama yağmur şiddetlendi.
Daha önce hiç kask kullanmadım.
İlk kaskı cumartesi fuarda denedim, pazar günü eğitimde motor üstünde taktım.
Kask kafamda ama sıkıntı büyük:
Buhar yapıyor!
Vizörü açıyorum — yüzüme yağmur vuruyor.
Kapatıyorum — göremiyorum.
Gece oldu!
Daha doğrusu ben yola çıkana kadar hava karardı.
Tarih 7 Nisan.
Paralı yoldayım, yolda lamba yok.
Yol ıssızlaştı.
Ne araç ne ışık kaldı.
Dua etmeye başladım.
“Keşke araç yoğunluğu olsa da ışıklarından faydalansam,” diye düşündüm.
Benzin, Kahve ve Uyanık Kalma Çabası
Her gördüğüm benzinliğe girip depoyu dolduruyorum.
Motorda benzin göstergesi yok.
Kaç kilometrede bir benzinlik var, bilmiyorum.
İşimi sağlama almaya çalışıyorum.
Motor gidonuna öyle sıkı tutunuyorum ki…
Bu hızla beni savuracak sanıyorum sanki.
Deli gibi yağmur yağmaya devam ediyor.
Ben ise her benzinlikte kahve içiyorum.
Aslında canım istemiyor ama uyanık kalmam lazım diye düşünüyorum.
Belki biraz da tırsmaya başlamışım…
Bu yol bitmeyecek diye.
Kar ve İç Hesaplaşma
Gerede’de kar başladı.
Yolun başındaki dua yerini pazarlığa bırakmaya başladı.
İyi niyetimle istedim ama bana zorluklarla cevap veriyor;
asi tarafım homurdanmaya başladı.
Kafamda kask var ama duyuyorum (!)
Hâlâ ıslak, hâlâ yorgunum.
Ama bu yolculuk bambaşka bir dönüm noktası olacak gibi…
