Ankara’dan Motor Almak
Direniş, Fuar ve Eğitim
Direniş Başlıyor: Motor Belli, Para Yok
Motor belli ama para yoktu. Biradere konuyu yeniden açtım:
“10 bin altı olmaz,” dedim.
Bu noktadan sonra olay, macera filminden çıkıp gerilim filmine döndü.
— “Ben o parayı vermem.”
— “Ben o parayı alacağım.”
İnadım tutmuştu. Ertesi gün işe gitmedim.
Telefon çaldı, “Bir şey mi oldu?” diye sordu.
Sakin ama kararlı bir sesle,
“Motor parasını almadan gelmem,” dedim.
Bir hafta boyunca evde kaldım. Ne kızdım ne pişman oldum.
Sadece bekledim — her gün aradım.
Hafta sonuna doğru en büyük birader devreye girdi. Ona da aynı sakinlikle anlattım:
“Bu motoru senin verdiğin maaşla alacağım.
İleride ev alacaksam da yine senin verdiğin maaşla alacağım.”
Kendini ezdirmediğini sansa da sonunda razı oldu.
10 bin lirayı verdi.
Ben de üstüne evde bir hafta tatil kazanmış oldum.
Bu inatlaşma sayesinde bütçe tamamlandı.
Artık gözümde hiçbir engel yoktu.
Sadece o motor.
Fuar Heyecanı
Tam o sırada, aslında hiç ilgim olmayan bir haber duydum:
Motosiklet fuarı var!
“Hafta sonu kesin gitmeliyim,” dedim kendime.
Planı hemen yaptım.
Ankara’da turuncu bir Honda Shadow buldum.
Görür görmez “işte bu!” dedim.
Ama para henüz elime geçmemişti.
Heyecanım her geçen gün artıyordu.
Bu sefer de hesaplara daldım:
“Ankara’dan motoru nasıl getiririm?”
Balmumcu’daki bir motosiklet mağazasına sordum.
“Benzin, yol masrafı ve bir yevmiye karşılığında getiririz,” dediler.
“Tamam,” dedim, içim rahatladı.
Perşembe günü parayı aldım, üzerine iki bin lira takviye yapıp aynı gün motorun parasını gönderdim. Ertesi gün cuma mağazaya gittim —
ama bu kez adam, beklediğimden çok daha fazla para isteyince
plan yeniden çöktü.
Mağazaya güvenip; motorun parasını göndermiştim. Tek yapmam gereken bir şekilde kendim alıp getirmekti. Tüm seçenekleri gözden geçiriyorum.
Fuar Günü
Hafta sonu fuara gittim.
Normalde motosikletle ne işim olurdu ki?
Ama o atmosfer…
Chopper grupları gözüme takıldı.
Hepsi deri yelekli, dövmeli, küpeli, bıyıklı tipler…
İçimden,
“Bunları trafikte görsem, yolun öte yanına geçerim,” dedim.
Ama şimdi o dünyanın tam ortasındaydım.
Bir parçam o dünyayı merak ediyor,
bir parçam da içinde yer almak istiyordu.
Fuarda kask, mont, eldiven gibi temel ekipmanları aldım.
“Bunlar yeter,” dedim kendime.
Sonra fazla oyalanmadan çıktım.
Karar Haftası
Plan: Ankara.
Yeni haftaya tek düşünceyle girdim:
O motor!

Gözümde büyümüş, aklımda yer etmişti artık.
Motor Ankara’da — 400 km uzakta.
Fiyatı 12 bin lira.
Kullanmayı bilmiyorum.
Ehliyetim yok.
Ama kararım net.
Nakliye fiyatları uçmuştu.
“Ne yapmalı?” dedim.
Tren biletlerine baktım.
Gece 22:00 treni var, Haydarpaşa’ya sabaha varıyor.
“Tamam,” dedim, “trene binerim, sonrası Allah kerim.”
Şimdi dönüp bakınca…
Aynı şeyi bir daha yapar mıyım?
Sanmam.
Ama bir kere yaptım, içimde ukde kalmadı.
Eğitim Arayışı
Artık körlemesine gitmek istemiyordum.
Bu sefer bilinçli bir kullanıcı olacaktım.
Hiç vakit kaybetmeden motosiklet kursu aradım.
Hazerfen Havaalanı’nda eğitim veren bir okul buldum:
Sürüş Mektebi.
Ders günleri Cumartesi ve Pazar’dı.
Kendilerine mesaj attım, detayları aldım.
Artık sıradaki adım belli:
Motoru almak değil,
önce hak etmek.
