İlk Ders: Hazerfen Pistinde Heyecan
Hazerfen’de İlk Adım
Cumartesi çalıştığım için pazar günü hızlandırılmış bir eğitim alabilir miyim diye sordum.
Yanıt netti:
“Hayır efendim, Cumartesi otomatik motor; pazar günü vitesli eğitim veriyoruz.”
Bir yerden başlamak lazımdı.
“Tamam,” dedim, pazar için randevumu aldım.
Maslak’tan kalkan servisle Büyükçekmece Havaalanı’na — yani Hazerfen’e — ulaştık.
Serviste sohbet ettiğim hocaya,
“Ben erkenden başlasam olur mu?” dedim.
O da izin verdi.
Dünden kalan öğrenciler simülasyon üzerinde vites dersi yapıyordu,
ben de ilk kez otomatik scooter ile çalışmaya başladım.
Tabii ben “acemice” dubalar arasından karışık geçişler yapıyorum.
Arkadaşlar dubalar arasında pürüzsüz geçiyor,
ben ise 4–5 duba birden atlayarak ilerliyorum.
Birkaç tur sonra bu sayı iki dubaya düştü —
yani gelişme var!
Simülasyon sıram gelince vites geçişlerine odaklandım.
Artık netti: Motorcu olma yoluna girmiştim.
Süleyman Hoca gelip sordu:
“Sen dün de buradaydın galiba?”
Durumumu anlattım, gülümsedi, başını salladı:
“Belli, senden çok şey çıkar,” dedi.
Herkesin altında Yamaha YBR 125,
hepsi vitesli tabii.
Hava yağmurlu ama biz, kullanılmayan uçak pistinde,
gözetim altında hızlı turlar atıyoruz.
Her virajda, her vites geçişinde içimdeki heyecan artıyor.

Ankara Hazırlığı
Eğitimin sonunda tek düşündüğüm şey:
Yarın Ankara’ya gidiyorum.
Biraderden pazartesi için izin istedim.
Ama Ankara’ya gideceğimden haberi yok.
Tüm planları sessizce yaptım, adım adım ilerliyorum.
Hafta içi dart oynamaya devam ettim.
Arkadaşların neredeyse hepsi Ankaralı.
Ankara hakkında bilgi topladım,
ama itiraf edeyim, aklım tamamen motorda.
Bir akşam dart oynarken Ankara planımdan bahsettim.
Utku hemen atladı:
“Abi, Pazartesi ben de gidiyorum; beraber gidelim.”
Süperdi! Plan tam oturdu.
Hem yol arkadaşım oldu hem rehberim.
Yola Çıkış
Hafta sonu fuardan aldığım kask, mont ve eldivenleri bir BİM poşetine koydum (!).
Ne kadar acemi olduğumun sembolü gibi.
7 Nisan sabahı, saat 10:00 civarı Utku geldi.
Arabaya atladık, yola koyulduk.
Öğlen de Ankara’daydık —
abartmıyorum, hem hızlı hem güvenli sürdü.
Beni Keçiören’de bıraktı.
Motoru alacağım kişiyle buluştuk.
Evinin olduğu bina girişinde motorum beni bekliyordu.
İlk bakışta şahane görünüyordu.
Kapının önüne çıkardı, çalıştırdı.
Zeminde bir boşluk vardı,
ya da motorun altı boştu bilmiyorum ama
vibrasyon hissi muazzamdı.
“İşte bu!” dedim içimden.
Mutluydum.
Notere kadar motoru o sürdü.
Ben de dedim ki:
“Sen beni tren istasyonuna bırakırsan yeter.”
Sağ olsun, kabul etti.
Noter işlemleri hızlıca bitti.
Yanındaki sigortacıda da işler tıkır tıkır yürüdü.
Ardından tren garına geçtik.
Benim için o gün sadece bir alışveriş değil,
bir dönüm noktasıydı.
