İşsiz Kalmak
Ehliyet Rüşveti, Reşat Beşliler ve Gizli Kazançlar
1981’de ehliyet sınavı rüşveti çok yaygındı.
“Araba kullanmak değil, ne kullanırsan kullan — rüşvet vermeden sınavı geçemezsin” efsanesi dolaşıyordu.
Sınavlarda dosya yakma olayları da çok ünlüydü.
Ben parayı verdim ve sınavı geçtim.
Ama o sırada amcam beni işten çıkarmıştı.
Sınava gireceğim için izin istedim.
“İyi, pazartesi gelme. İki hafta da benden sana izin — düşün, taşın, öyle gel,” dedi.
“Tamam,” dedim ve gittim.
Salı günü kalkıp gitmem gerekiyordu.
Ama ben gitmedim.
Önce annem sordu, sonra babam:
“Neden gitmiyorsun?”
“Amcam, ‘iki hafta izin verdim, düşün gel,’ dedi. Ben de gitmiyorum,” dedim.
“Git, sor — neyi düşünecekmişim diye?” dedi babam.
“Tamam,” dedim ve gittim.
Amcam bana yine aynısını söyledi:
“Git, düşün, gel.”
Ben de evdekilere aynı şeyi anlattım.
Ertesi gün babam gidip sordu:
“Ne oldu?”
Benim köpek konu olmuş.
Babam:
“Onun çalışmasıyla ne ilgisi var?” diye sordu.
Amcam:
“Onu cebine altın atarken görenler var,” demiş.
Babam bana sordu, ben de:
“Evet,” dedim.
“Neden?” diye sorduğunda:
“Verdikleri altınları nasıl götüreceğim? Yüzük de olsa, para da olsa, cebime koyup götüreceğim — başka bir şey yok muymuş?” dedim.
“Köpek varmış,” dedi babam.

Kısa Bir Ara
Benim Kapalıçarşı maceram burada kısa bir ara verdi.
Buraya kadar olan yolculuklar yine karşımıza çıkabilir.
Sonuçta bunları hafızadan yazıyorum — atladığım şeyler olabilir.
Kapalıçarşı’da sağa sola haber bıraktım:
“Bir mağaza gelsin, görüşelim,” demiştim.
Bekir ve Mustafa adında iki kardeş, Eskişehir’den gelmişler,
Kalpakçılar Caddesi’nde dükkân açmışlar.
Yanlarında bir arkadaş çalışıyor — biz dört kişi olmuştuk.
Bekir Abi fena zeki ve uyanık biriydi; kardeşi de aynı şekilde.
Onların daha büyük abileri de aynı caddede dükkân işletiyordu.
Ben burada çıraktan biraz daha yukarıdaydım — ama çırak olmadığı için o da bana kalıyordu.
Eski çalıştığım yerler konsinye olarak sağlamdı, dövizcim sağlamdı.
Ben ise çarşıda fırıldak gibi çalışıyordum.
Yandan gelirim yoktu — onlar ne derse o.
Beni lanse ederken kim olduğumu söylemişler,
onlar da araştırmış — referanslarım güzelmiş.
O sırada İran–Irak savaşı başlamıştı.
Akın akın her iki ülkenin vatandaşları geliyor,
22 ayar bilezikler ve Reşat beşliler alıp götürüyorlardı.
