Kürkçü Dükkanı

çakal

Düzenbazlık

Satır Gibi Masaya İnen Eller

Çok farklı karakterler geçip gitti bu kahvehaneden.
Ama bazıları, bazı hikâyeler var ki unutulmuyor.

Ahmet 1: Masa Şefi

Ahmet 1 diyelim adına. Bizim semtten değil. “Açık yanık” oynanıyor.
Çakal bir adam. Masada parası biten bir oyuncuya ufak tefek oyunları bilerek kazandırıyor. Oyunun kopmasına müsaade etmiyor. Masaya orkestra şefi gibi hükmediyor.
Sonra herkesin parası eşitlenince satırı indirir gibi oyunu alıyor, herkesi sıfırlıyor.

İlk fark eden ben değildim. Masadan uzak bir arkadaş beni uyardı. Takip ettim, doğruymuş.
O akşam ortaklarla konuştum:
— “Yok canım, olur mu öyle şey!” deyip geçiştirdiler.
Ama detayda şeytan gizli.

Kurnazlıkta Ustalık

Kâğıt dağıtma sırası Ahmet’e geldiğinde, jokerlerin kime gitmesi gerekiyorsa onları sıraya koyuyor.
Dokuzuncu kâğıdı da kaba durmayacak şekilde hafifçe kırıyor.

Kesme işi sağ tarafta. Dağıtma yönü sola, oynama sırası yine sağdan başlar.
Kâğıdı kesmek isteyenin parmakları ister istemez o kırık yere denk geliyor ve joker tam hedefe ulaşıyor.

Ama ilginçtir…
Bu adamın tüm kurnazlıkları sayesinde para tek elde toplandı. Bir süre sonra kumarın temel kuralı bizim kahvede değişti:
“Kasa hep kaybeder.”

Klasik Müteahhit

Bir müteahhit vardı. Genç sayılır, 37 yaşlarında.
Her zaman şık giyinir, klasik kişiliklerden.
Bir inşaata başladığında aynı daireyi birkaç kişiye satmışlığı da olmuştur.

Genelde para kazanır ama kahvede kaybettiğinde gelir, benden borç ister:
— “Kaybettim, toparlayayım…”
Bu konuya daha sonra yine döneceğim.

Yanık

Ahmet 3: Dürüst Hırsız

Bir de Ahmet 3 var. Kasa hırsızı.
Mahallenin eskisi ama ortalarda çok görünmez. Daha çok içeride olmuştur.
Babasını ve kardeşini de tanıyorum. Ama bu adamla yollarımız bu kahveye kadar hiç kesişmedi.

İçlerinde en dürüstü buydu diyebilirim.
— “Soyamayacağım kasa yok,” derdi.

Hedeflediği kasayı önce görür, araştırır, aynı kasadan bir tane de kendi evine sipariş eder, söker-takar…
Provalı hırsızlık yapar yani.

Ama bu Ahmet 3 her akşam gelir, kaybeder, giderdi.
Sanki bilerek kaybetmeye gelirdi.

Diğerleri gibi değil… Oyundan sonra çorbacıya, pavyona da gelmezdi.
Uygulamalardan korktuğunu da sanmıyorum; tüm ekipler zaten onu tanırdı.

Kahvenin Sonuna Doğru

Diğer oyuncular çok aklımda kalmamış ya da hikâyelerini bilmiyorum.
Ama üç tane de bizim silahşörler var.
Her akşam masa kurulur, sağlam para döner.

Sonra elleri cebinde gelen oyuncular olur. “Ben oynamam” havasında çay ister.
Mekân sahibi oyuncu, bir bakış atar:
— “Şuraya biraz bak…”

O da oyuna dahil olur.
Masaya bir kişi daha girince yeni oyuncular beklenir.

Ve unutulmaz kural:
El değiştiren paranın %10’u kahveciye gider.

Ama biz burada işlerimizi yürütemedik.
Hatta bir arada raydan çıktık.
O müteahhitin yaptığı binanın altında iki masalık bir yer açtılar.
Yeri açanlar bizim ortak olduklarımız.

Yeni Bir Başlangıç: Kendi Düzenim

Ben de artık başka bir yol seçtim:
Kendi başıma, bizim eski kıraathaneyi — tam 25 metre aşağısı — yeniden düzenlemeye başladım.

Aynı işi yapacaktım.
Ama bu kez benim düzenim olacaktı.

Beş masalık bir alan, halı kaplı zemin, duvarlarda tablolar, içeride hafif müzik…
Dışarıdan içeri görünmeyecek şekilde düzenledim.

Bu kez kumarın sahnesi bendim.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top