Kürkçü Dükkanı

elektonik dart

Dart Makinesi ve Gölgeyi Bırakmak

Kumarcıların benimle işi olmaz. Onlar da biliyor, ben de biliyorum.
Bile bile ayrışıyorum.
Aynı zamanlarda açtık mekânları ama benim arkadaş çevrem başka.
Benim dükkâna kumar oynayanlar uğramıyor.

Ara ara gidip bakıyorum; birader bile diğer kahvede oyunda.
O gün bir karar verdim.
Benim kahveyi yavaş yavaş lokale çevirdim.
Kendi yolum, kendi kuralım.

Ama yer küçük.
Metrekare sınırlı, masa sayısı az.
Hafta içi boş geçiyor.

elektronik dart

Dart Makinesi: Türkiye’de Yeni

O sıralarda Türkiye’ye yeni gelmiş bir elektronik dart makinesi vardı.
Mümessil firma ile görüştüm. Geldiler, mekânı gördüler.
Çevreyi pek beğenmediler ama:
— “Belki iş yapar,” dediler ve onay verdiler.

lokal dart

Makineyi kurdular.
Plastik uçlu oklar, dijital skor, jetonla çalışıyor.
Başta ben ve birkaç meraklı arkadaş oynuyoruz.
Gösterdikleri iki oyun var, gerisini makine hallediyor.
Ne hakem var ne tartışma.
Kazanan da belli, kaybeden de.

İzleyenler de denemek istiyor.
“Alt tarafı ayakta durup hedefe ok atacaksın,” diyorlar.
Ama öyle değilmiş…

Ertesi gün herkesin kolu ağrımaya başladı.
Mümessil firma hasılatı almaya geldiğinde şaşırdı:
— “Burada bu kadar çok oyun nasıl oynandı?”

Dart bizim mahallede tuttu.
Ben gün içinde de çok idman yapıyordum.
Atışlarım iyileşti.

Sonra insanlar benimle oynamamaya başladı.
O yüzden avanslı oynamaya başladım.
Dışarıda dart bulsam da gidip oynasam hesapları yapıyorum.

Bu arada bunu görenler bana anlatıyorlar:
Ankara’da “At kılından boardlar var, onlarla oynuyorlar,” diye.
Tanıdığım da yok ki nasıl atmış bunlar diye sorayım.

Bizim attığımız okların ucu plastik, tutma yerleri ise fabrikasyon standart.
Kil boardlar (At kılı diye bir şey yok) için okların ucu sivri çelik ve ağırlık kişiye göre değişir.
Her oyuncu kendi oklarıyla oynar.

Makine uzun süre çalıştı.
Ama sonra firma talep etti, iade ettik.

Lokal.3

Gölgede Kalan Güneş

Tam bu sıralarda bir güneş tutulması yaşadık.
Hava karardı, insanlar sokakta…
Doğa bir şey söylemek ister gibiydi.

Ardından gelen Gölcük depremi ve sonra Düzce…
Depremler, yer sarsıntısı kadar ruh sarsıntısı da yapar.

İşte o zaman haber geldi.
Benim altın takası yapan biraderim, beni yanına istiyormuş.

Şaşırdım.
— “Ben amcamın yanına gitmem,” dedim ilk tepki olarak.

Dediler ki:
— “O amcanla çalışmıyor. Kendi işyeri var. Seni oraya çağırıyor.”

Şaşırıp kalmıştım.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top