Kurumsal Hayata Geçiş

şoför

Yeni Ev, Yeni Nefes

İşe girmemden iki hafta sonra eşimin babası bana,
“Oğlum, durumun ortada. Buraya yeni bir bina yaptım, şu daire eşinin. Gelin burada oturun,” dedi.
Teklifi tereddütsüz kabul ettim. Bir hafta içinde babamın evinden de ayrıldım. Artık bağımsız bir işim ve kimseye bağlı olmayan bir evim vardı.

Bunları yazarken fark ediyorum… Yaşadığım o dönemdeki travmaları o zaman anlamamışım bile.

Feriköy Günleri ve Ofis Yaşamı

Bir süre sonra ofisimiz Feriköy Ergenekon Caddesi’ndeki Şetat Ticaret Merkezi’ne taşındı.
Küçük bir fotokopi odam vardı; bir masa ve bir sandalye. Bütün gün oradaydım.
Arada sekreterimizin yanına sohbete giderdim. Kendisi nişanlıydı ve kendini çok geliştirmiş, nazik bir insandı.
Şehir plancılarıyla da arada konuşurduk. Muhasebe bölümüne ise pek bulaşmazdım; zaten hep çok yoğundular.

Şoförlük Dönemi

Şoförlük Dönemi

Bir süre sonra müdürümüz değişti. Yeni gelen müdür kibar, naif biriydi ve devamlı papyon takardı. Bir gün bana,
“S. Bey’in şoförlüğünü yapar mısın?” diye sordular.

Kabul ettim. Fakat kullandığımız araba Renault Stationdı ve muhasebe departmanı akşamları bu arabayı Anadolu yakasına ulaşım için kullanıyordu. Nasıl olacağını bilmiyordum ama “tamam” dedim.

S. Bey, Rotary Kulübü üyesiydi. Her perşembe Pera Palas’ta toplantısı olurdu. Bir gün bana,
“Ford Taunus kataloğu alır mısın?” dedi. Ama ben bunu “Fort Talmus” olarak anlamıştım.

Ne olduğunu bilmediğim bir şeyi kırtasiyede, züccaciyede sorup durdum. Mahcup olmak istemiyordum. Nihayet bir sonraki hafta,
“Arabamızı alalım artık,” dediğinde onun da anlamadığımı anladığını düşündüm. Yoksa bu kadar zaman geçmezdi.

Fort taunus 2000

Ford Taunus 2000 model S. Bey Ankara’ya gitmişti. Dönüşte onu yeni teslim aldığımız arabayla karşılamaya gidecektim. Aynı gün bayiden arabayı almıştım; koltuk döşemelerindeki naylonları temizledim.

Atatürk Havalimanı’na gittim, S. Bey geldi, karşıladım; fakat bir terslik vardı: Arabanın sol farı yanmıyordu.

Ertesi sabah Dolapdere’deki servise gittim; Feriköy’e yakındı. Servis farı söktü ve,
“Bununla oynanmış, ampul sökülmüş,” dedi.
Ben hemen cevap verdim:
“Daha dün teslim aldım, radyosunu bile kurcalamadım; ampulü mü sökeceğim?”
Ampulü taktılar ve ben şirkete döndüm.

Bir süre sonra sitenin bahçesinde S. Bey’i beklerken, onun yaşlarında biri geldi.
“Bu araba kimin?” diye sordu.
“S. Bey’in,” dedim.
“Memnun musunuz?”
“Ben pek memnun değilim,” dedim.
“S. Bey’e sormadım,” diye de ekledim.

“Niye memnun değilsiniz?” dedi. Gözüme çarpanları anlattım.
“Söyle, arabayı bana göndersin,” dedi. Tamam dedim, ama kim olduğunu sormadım. Site sekiz daireli bir bina ve sekiz villadan oluşuyordu, Çırağan Sarayı’nın karşısında. S. Bey’e anlattım. Gülümsedi:
“Neler söyledin?” dedi.
Hepsini anlattım.
“Bunları listele, hepsini gözden geçirsinler,” dedi. Listeyi yaptım ve E-5’ten Harem’e dönüşte sağda olan Ford fabrikasına bıraktım.

Yeni araba, bu sefer daha da yeni gibi gelmişti. Ford Taunusun limuzinini kendine yaptırmış. Garajında bir de çok eski model Mercedes vardı. İlginç olan, bu sitedeki herkes çok zengin ama garajlarında şaşalı arabalar yoktu.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top