EMOK Festivali – Soğuk Gece, Sıcak Sohbetler
Festival Alanında: Toz, Çamur ve Müzik
Festival alanına vardığımızda henüz kalabalık oluşmamıştı. İlk gelenlerden olduğumuz için, gelecek arkadaşlarımızla bir arada olabilmek adına kendimize bir alan çevirdik. Hava hâlâ aydınlık ve sıcaktı. Çadırlarımızı kurduk, motorlarımızı yerleştirdik; artık dinlenme ve sohbet zamanı gelmişti.
Klasik olduğu üzere, bir ateş yakıldı ve başına toplandık. İçkiler eşliğinde uzun uzun sohbetlere daldık. Başlarda kısa kollularla oturuyorduk. Ancak hava hızla değişmeye başladı; önce uzun kollular, sonra kazaklar, montlar derken neredeyse motorların üstündeki brandaları alıp üzerimize örtme noktasına geldik. Soğuk bir anda çökmüştü. İlk kez karasal iklimin bu kadar keskin geçişine tanıklık ediyordum. Gece çadıra girip yattım ama ısınmak neredeyse imkânsızdı. Ciddi anlamda üşüyordum ama yapılacak bir şey de yoktu.

Soğuk Geceler, Sıcak Sohbetler
Festival genel olarak çok keyifli geçiyordu. Kötü diyebileceğim hiçbir şey yaşamadık. Gündüz sıcağın altında terlerken, gece donuyorduk ama buna da alışmaya başladık. Bizim grup adeta festivali domine etti; eğlencenin doruğundaydık. Üstüne bir de Murat, bizim tişörtlerden birini giyince, festival sanki tamamen bize ait olmuş gibi hissettik.
O an anladım: motor sadece bir araç değil, bir bağ kurma biçimiydi.

Yolda Yalnızlık ve Bir Tesadüf
Festival bitiminde dönüş yolunda, Kınık Köyü’ne uğrayıp seramik ustalarını ziyaret ettik. Köy kahvesinde çay içtik, ben de o sırada bakkala uğradım. Döndüğümde grubun yola çıkmış olduğunu öğrendim.
“Nasıl olsa yetişirim,” deyip gaza bastım. Ama ne yaptıysam yetişemedim. Grup çok kalabalık olduğu için geçmediğimden de eminim, ama ortada yoklar. Telefon açıyorum, cevap yok; doğal olarak herkes motor üstünde.
Eve döndüğümde nihayet ulaştım: Meğer onlar Eskihisar’a daha yeni gelmişler. Yemek için oyalanmışlar, bir de kalabalık oldukları için en yavaş sürücüye göre hareket etmişler. Benim onları kaybetmem, bir bakıma iyi olmuş diyebilirim. O yol, sessizliğiyle bana çok şey düşündürdü.

Tek Başına Yolculuk – Sessizlikte Huzur
İşim gereği ya da tamamen tercihimden ötürü, tek başıma yola çıkmak bana daha keyifli geliyor. Uzak da olsa, cumartesi akşamı motoruma atlayıp çıkarım; pazar sabahı geri dönerim. Çemberlitaş’taki dükkânımıza gelen esnaf arkadaşlar her hafta beni görüp:
“Erdoğan, bu hafta da kaçıyorsun herhâlde!”
derlerdi. Motorun üstü dolu şekilde, meydanda bir köşeye bırakırdım. Sağ olsunlar, bugüne kadar kimse zarar vermedi. Yalnızlık bazen insanı büyütüyor. Motorun üstünde, rüzgârla baş başa kaldığında, kendini dinlemekten başka çaren yok. Ve belki de asıl yolculuk, o sessizlikte başlıyor.
