Bodrum Yolu
Çeşme ve Efes Turu
Sabah Kahvaltısı ve İlk Duraklar
Sabah kahvaltıdan sonra Çeşme’ye geçtik ve kaleyi gezdik. Ardından Selçuk üzerinden Efes Antik Kenti’ni dolaştık ve akşam Kuşadası’nda bir otele yerleştik.
Maç varmış, izleyelim dediler; ben de onlara katıldım. Maç sırasında üç bira söylediler.
— “Benim başım kel mi, ben de içeceğim,” deyince şaşkınlıkla döndüler:
— “Sen dün oruçluydun?”
— “Bugün oruç yok, artık bira serbest,” deyince iyice emin oldular ki “bu adam biraz farklı.”
Ama o fark yol boyunca güzel bir enerjiye dönüştü.

Kaza, Zincir, Etek ve Bir Tişört
Ertesi sabah yola çıktık. Önce Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’na, ardından Zeus Mağarası’na uğradık. Çıkışta deli gibi yağmur başladı.
Dar bir yolda ilerlerken devrilmiş bir moblet ve üstü çıplak bir çocuk gördük. 15 yaşlarındaydı, kolu kanıyordu. Öndeki motor az ilerde yavaşladı, biz de hemen durduk. Motorlardan indik ve çocuğa yardıma koştuk.
Çocuk sinirli sinirli söyleniyordu:
— “Dedim sana etekle binme diye! Şimdi ne diyeceğim ben?”

Anlattı: Motoru emanet almış, annesini de bindirmiş. Annesinin eteği zincire dolanmış ve düşmüşler. Zincir kadının eteği komple sarmıştı.
Çocuk üstündeki tişörtü çıkarıp annesine etek yaptı. Zincire dolanmış kumaşı zor çıkardık. Emir motoru çalıştırmayı başardı ve çocuk annesini aldı, bindi ve yollarına devam ettiler.

Yolun Sonu: Ayrı Rotalar, Kalıcı Dostluklar
Sonunda Bodrum – Marmaris ayrımına geldik. Orada vedalaştık, telefonlarımızı verdik ve aldık.
Bu yolculuk kısa sürdü ama kurduğumuz bağ hâlâ devam ediyor. Yol arkadaşlığı bir harita ya da planla kurulmaz; bazen bir yağmurla başlar, bir feribotta gelişir, bir etek zincire dolanır ve dostlukla biter.
Yeni Bir Motor, Yeni Bir Yol 4 Temmuz 2011
Çarşıdan esnaf arkadaşım, benden çok önce almış olduğu Yamaha motorunu işinden ve aile baskılarından dolayı pek kullanmıyordu.
Yaptığı iş, kendi imalatları olan altın ürünlerini Anadolu’daki esnaflara götürüp satış yapmak…
Her hafta yollarda ve cumartesi günü mutlaka çarşıya gelmek zorunda. Topladığı altınları eritip mal aldığı yerlere ve kendi atölyelerine teslim etmek zorundalar.
Atölyeleri Çemberlitaş’ta; bana gelmek için geçtikleri yolun üzerinde benim motor her gün orada duruyor.
Motorum her zaman bakımlı, her zaman kullanılır durumda. Hafta sonları da yüklü hâlde görünce gözüne takılıyormuş.
Benden çok önce motorcu olmasına rağmen motorunu kullanmadığı için, biraz hareket etsin diye bana emanet etmeye karar vermiş.
Ben de o zamanlar üç senelik motorcuydum ve ilk Bodrum yolculuğumdan iki sene sonra tekrar bana yol görünmüştü.

İlk Deneme ve Motor Dostluğu
Bir gün Ali, esnaf arkadaşım, “Bir gün motoru getireyim de sen de bir kullan bak,” dedi. Normalde hiç huyum değildir başkasının motoruna binmek, ama arkadaşımız, esnaf… “Olur,” dedim.
Bir sonraki cumartesi dükkâna geldi:
— “Motoru getirdim, senin motorun yanında,” dedi.
— “Tamam, hadi bakalım,” deyip motorların yanına geçtik. Elime ruhsatı ve anahtarları verdi:
— “Yağ bakımı lazım, evraklarda eksik olabilir. Ama sen al, kullan. Sıkılınca alırım senden.”
Ben motorla bir tur atarım zannetmiştim. Meğer motoru bana bırakıyormuş! Volkan arkadaşımı aradım, sağ olsun Yeniköy’den kalktı geldi. Benim Shadow’u aldı dükkânına götürdü, ilan verdi: “Satarız,” dedik. Daha ilk binişlerde anladım ki; Shadow aslında hiç de benim motorum değilmiş! İhanetim çok çabuk oldu.
