Motosiklet

XUS1300

Yolculuk ve İlk Tecrübeler

İki motor, üç kişiydiler. İkisi evliydi, biri bekâr. Gemiden indik ama yola çıkamadan evli olanların motoru benzinsiz kaldı. Ben gardımı düşürmemeye çalışsam da biraz şaşırmıştım. Neyse ki diğer motor gidip benzin getirdi ve yola çıktık.

Üç motor, ben ortada, düzenli bir şekilde ilerliyoruz. Kimse kimseyi geçmiyor. Uzun bir sürüşten sonra bir AVM’de yemek molası verdik. Onlar içeri girip yemek seçmeye başladı; göz ucuyla da beni izliyorlardı. Ben hiçbir şey almadım. Aynı masaya oturunca sordular:

— “Bir sorun mu var, neden bir şey almadın?”
— “Ben oruçluyum, akşam ezanında yerim,” dedim.

Daha da şaşırdılar.

— “Yola çıkmışsın, seferi sayılmaz mı?”
— “Benim için fark etmez, ölecek hâlimiz yok ya,” deyip geçiştirdim.

Alaçatı’ya Varış ve Gece

Sonra tekrar yola çıktık. Nihayet yemek saatim gelmişti. Bir dinlenme tesisinde mola verdik, yemeğimi yedim. Tesadüf bu ya, çıkarken dart oynadığım arkadaşım Tunç’la karşılaştım. Selamlaştık, kısa bir sohbet ettik.

O akşam Alaçatı’ya ulaştık ama konaklama için yakın bir otele geçtik. Odaya yerleşince Emir, sırt çantasından nargile çıkardı; ben bu kez şaşırdım.

— “Ben keyif adamıyım,” dedi.

O gece aynı odada kaldık.

Bandırma

Çeşme ve Efes Turu

Sabah Kahvaltısı ve İlk Duraklar

Sabah kahvaltıdan sonra Çeşme’ye geçtik ve kaleyi gezdik. Ardından Selçuk üzerinden Efes Antik Kenti’ni dolaştık ve akşam Kuşadası’nda bir otele yerleştik.

Maç varmış, izleyelim dediler; ben de onlara katıldım. Maç sırasında üç bira söylediler.

— “Benim başım kel mi, ben de içeceğim,” deyince şaşkınlıkla döndüler:
— “Sen dün oruçluydun?”
— “Bugün oruç yok, artık bira serbest,” deyince iyice emin oldular ki “bu adam biraz farklı.”

Ama o fark yol boyunca güzel bir enerjiye dönüştü.

Büyük manderes

Kaza, Zincir, Etek ve Bir Tişört

Ertesi sabah yola çıktık. Önce Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’na, ardından Zeus Mağarası’na uğradık. Çıkışta deli gibi yağmur başladı.

Dar bir yolda ilerlerken devrilmiş bir moblet ve üstü çıplak bir çocuk gördük. 15 yaşlarındaydı, kolu kanıyordu. Öndeki motor az ilerde yavaşladı, biz de hemen durduk. Motorlardan indik ve çocuğa yardıma koştuk.

Çocuk sinirli sinirli söyleniyordu:

— “Dedim sana etekle binme diye! Şimdi ne diyeceğim ben?”

Anlattı: Motoru emanet almış, annesini de bindirmiş. Annesinin eteği zincire dolanmış ve düşmüşler. Zincir kadının eteği komple sarmıştı.

Çocuk üstündeki tişörtü çıkarıp annesine etek yaptı. Zincire dolanmış kumaşı zor çıkardık. Emir motoru çalıştırmayı başardı ve çocuk annesini aldı, bindi ve yollarına devam ettiler.

Devamını Oku

Bu Hikayenin Tamamı

Yorum bırakın

Scroll to Top