Okul zamanlarım

İlk okulumuz

İlk Okula Başlıyorum!

Okul Zamanlarım

Yıl 1970 – İstanbul, 4. Levent Sanayi Mahallesi

O zamanlar henüz pek kimsenin bilmediği bir semt olan Sanayi Mahallesi (4. Levent), Şişli Belediyesi’ne bağlıydı.
Şehrin çeperlerinde gecekondu mahalleleri sessizce filizleniyordu. Boş arazilere bir gecede kondurulan evler, ertesi sabah bacası tüten yaşam alanlarına dönüşüyordu.

Kimileri hazine arazilerini çevirmiş, ihtiyacı olanlara gücü yettiğince satıyordu.
Mahalle bir yandan büyürken, diğer yandan da kaçak yapı gerekçesiyle zabıta ve yıkım ekipleriyle mücadele ediyordu. Ama mahalleye ilk gelenler hemşerilerini çağırıyor, kümeleniyor ve birlikten güç doğuruyordu.

Sonunda belediye de pes etti. Tankerlerle mahalleye su gönderilmeye başlanınca, her şey resmileşmiş sayıldı.
İlk ihtiyaç cami oldu, sonra okul, yollar, caddeler…

Halk Devletten Hızlıydı

Bunların hiçbiri devlet eliyle yapılmadı. Halk, kendi gücüyle el birliği yaparak halletti.
Devlet bu yerleşime neden göz yumdu, bilinmez. Ama bir teori var: Belki bu, konut açığına karşı bir “sessiz” devlet politikasıydı.
Yoksa mahalleye çok da uzak olmayan yerlerde jandarma karakolları vardı; müdahale edebilirlerdi.

 

Cemiyet ve Jandarma

Her gün başka bir sorun çıkıyordu: Arsaların sınırı, yolların genişliği, parayı alıp kaçan satıcılar…
Devlet kapısına gitmek şart oldu. Bunun için “Mahalle Yardımlaşma ve Güzelleştirme Cemiyeti” adında gayri resmi bir oluşum kuruldu.

Başkan ve arkadaşları, ilk iş olarak Çeliktepe Jandarma Karakolu’na gittiler.
Ama oraya vardıklarında başkan “sap gibi” tek başına kaldı. Çünkü beraber gittiği arkadaşları, karakola gelmeden gruptan ayrılmışlardı.

Yine de karakol komutanları bu ziyaretten memnundu; sonunda sorumlu tutulacak birini bulmuşlardı.

 

Okul-çantam
Okul-çantam

Görsel bana ait değil google.

Bizim Ev ve Annemin Cesareti

Bu mahalleden biz de bir arsa aldık.
Babam o dönem Kuledibinde plastik atölyesiyle ilgileniyordu ama işi kadar eğlenceyi de seviyordu.
Annem ise “başımızı sokacak bir yer olsun” diyen, fedakâr, anaç bir kadındı. Beş çocukla hayatla mücadele ediyordu.

Ben o zaman 6 yaşındaydım.
Okula yazılma zamanım gelmişti — hatta geçmişti. Ama mahallede okul yoktu.
Mecburen Sanayi Mahallesi’ndeki Başarı İlkokulu’na yazıldım.

Siyah önlük, pazardan alınmış yakalık ve nereden geldiğini bilmediğimiz kocaman bir çantayla başladım ilkokula.
Sıralar yetmediği için bazı çocuklar yerde oturuyordu. 3–4 kişi bir sıraya sığışıyorduk.

Bu manzarayı bir gün AI görseline dönüştürmek isterim: yerde oturan çocuklar, sıralara sıkışan minik bedenler, gözlerde umut…

İlk 2–3 hafta böyle geçti. Sonra okulun arkasına bir baraka kuruldu.
İşte o baraka, bizim 1. sınıfımız oldu.

 

Yaşasın! Artık Bizimde Okulumuz Var

Okula yazıldım. İlk iki gün annem beni okula götürüp bıraktı.
Sonraki günlerde ise bu desteği veremedi. Başka çarem yoktu; mahallede okula giden diğer çocuklarla birlikte gitmeye başladım.

Biraderlerim Gültepe’de orta okula başlamışlardı.
Onların hikayeleri daha farklıydı. Uzaktan şahit olduğum kadarıyla, bizim mahalleden yokuş aşağı iniyorlar, tarlaların içinden geçip dereye ulaşıyorlardı.
Köprüyü geçtikten sonra da yokuş yukarı çıkıyorlardı.
Akşam dönüşleri de bu yolun tam tersi yönünde oluyordu.

Yani biz ters istikametlere doğru yola çıkıyorduk.
Benim yolum yokuş yukarıydı ama çok dik sayılmazdı — kar yağdığında arabaların zorlandığı kadar…
Evimizin önü biraz daha eğimliydi ama idare edilebilirdi.

Bir süre sonra yağmurlar başlayınca işler değişti.
Benim ve diğer öğrencilerin okula gidip gelmesi zorlaştı.
Mahalleye artık sadece at arabaları değil, evlere kömür taşıyan kamyonlar da girmeye başlamıştı.
Eskiden çok da kötü olmayan yol, bu araçlar yüzünden vıcık vıcık çamur haline geldi.
Ayakkabılarımız biraz büyükse, çamura saplanıp kalıyordu.

Sonunda bu duruma da bir çözüm bulundu:
Mahalleden geçen üstü açık bir Dodge 200 kamyonet vardı.
Her sabah onun geçeceği saati beklemeye başladık.
O da bizi memnuniyetle alıp okula kadar götürüyordu.

Yol aslında çok uzun değildi — belki — ama biz çocuktuk. Bizim için o yolculuk bile büyük bir mutluluktu.

Devamını oku

Yorum bırakın

Scroll to Top