Fahri Usta
Sıra Odaların Efsanesi
Sıra odalarda Fahri Abi vardı, rahmetli oldu.
Her öğlen Sıra odalarda kuyruk olurdu. Yanındaki ocakta ise sürekli mal eritip altın çekiyorduk ve bazı sohbetlere tanık oluyordum.
Mutfaksız Lokanta Düzeni
Bu lokantanın mutfağı yoktu; bulaşıklar bodrum katta yıkanırdı.
Öğlen 15:30 civarında masalar üst üste toplanır, ertesi gün yapılacak işler varsa suya koyulur ve dükkân kapatılırdı.
Ertesi sabah erken saatlerde masalar ve sandalyeler dışarı çıkarılır, çalışanlar işe başlardı.
Yemekler dükkânın ortasında kurulan ocakta pişer ve saat 11:30’da servis hazır olurdu.
Haftalık Menü Düzeni
Menü ise haftanın günlerine göre değişirdi:
- Pazartesi: İzmir köfte, ızgara köfte, pilav, cacık
- Salı: Saray köfte, nohut, pilav, cacık
- Çarşamba: Patlıcan musakka, kuru fasulye, ızgara köfte, pilav
- Perşembe: Mevsime göre değişir
- Cuma: Yürek yahni ve ızgara, pilav
- Cumartesi: Köfte, piyaz, irmik tatlısı
Servis Kuralları ve Paça Günleri
Yemekler dışarı servis edilmezdi; tanıdık ve yakın olanlar ayrıcalıklı gelir alır, boş tepsiyi getirirdi.
Paça günlerinde ikinci paçayı vermezdi, çünkü herkes hakkı olan sadece bir taneyi yiyebilirdi.
Ama suyunda sıkıntı yok, verirdi.

Ocağın ve Kasanın Ustası
Fahri Abi ocak ve kasayı aynı anda yürütürdü.
Ben buraya gitmeye başladığımda iki oğlu çalışıyordu, ayrıca bulaşıkçılık yapan Recep vardı.
Sabri’nin Hikâyesi
Asabi ve Küfürbaz Garson
“Fahri Abinin kardeşi Sabri garsonluk yapardı.
Sabri asabi, küfürbazdı ve gizlice rakı içerdi; bahşişlere çok önem verirdi.
Ekmek isteyenlere ekmeği sertçe atar, homurdanarak çalışırdı.
Bahşiş vermeyenlere kaba davranır, üzerlerine yağlı yemek dökme ihtimali yüksekti.”
Bahşiş Düzeni ve Küçük Oyunlar
Yemek lekelerini ise kirli bezle masalara yayardı.
Sabri bahşişleri önlük cebine koyar, yeni bahşiş verenler bunu fark edince cebine koyuyormuş gibi yapar, ellerindeki paraları çekerdi.
Müşteriler bu durumu fark edip Sabri’nin sinirlerine dokunmaya çalışırdı;
Fahri Abi de Sabri’ye sık sık bağırırdı.”
Bunlar benim gitmediğim zamanlarda olmuştu ama hâlâ konuşulur.
Eski Müdavimlerin Anlatısı
“Benim Adım Oraya”
Ben çarşıya döndüğümde, artık her öğlen orada yemek yiyeceğimi söyledim, Fahri Abi “Tamam olur” dedi.
Adımı bilmezdi, sormazdı bile.
İki oğlu ile konuşurduk; onlar da benimle yaşıt sayılırdı.
Bana hazırladığı tabağı çocuklarına “Bunu oraya ver” derdi; nerede olursam olayım, bana bakmadan çocukları hemen yemeği getirirdi.
Benim ismim bu dükkânda “ora ya”.
Bir Vefat Haberi
Geçen gün sosyal medyada Fahri Abi’nin vefat ettiğini gördüm.
Şimdi çocukları işletiyor.
Turistlerin İlgi Odağı
Birçok insan bu dükkân hakkında farklı şeyler söyler ama benim şahit olduğum, Japon turistlerin ellerinde dergilerle gelip burayı bulduklarıdır.
Bazı turistler ise kalabalıktan dolayı yemek yemeden gider.
Yıllar Sonra Bir Ziyaret
27.08.2025 tarihinde uğradım, selamlaştık.
Saat 10:30 civarı olduğundan servisi yetiştirmeye çalışıyorlardı.
Çok değişmişler… benim gibi.
