İşe Başlama Hayatım

max

Köpek, Güvercin ve Kulübe Sel Dönüşümü

Kardeşim bir gün bir köpek bulmuş, getirip evin cam demirlerine bağlamış.
Adını “Mix” koymuştuk.

Ben de biraz ilgilendim onunla.
Zaten önceden de iki tane güvercin bulmuştu.

“Hadi onlara yuva yapalım,” derken, evin arka cam demirlerine tel bir kafes yaptırdım — ama biraz büyük olmuştu.

İki kuş için düşünmüştüm, ama içine sekiz çift kuş sığabiliyordu.
O zaman çift kuşlara ne kadar alan gerektiğini bilmiyordum tabii.

Kardeşim de: “Kuşlar çalınmasın,” diye köpeği kafesin altına bağlamaya kalktı.

Ama Mix, o performansı gösterecek bir köpek değildi doğrusu.

Bir gün Üsküdar Fıstık Ağacından biriyle tanıştım.
Adam yurtdışına çıkacakmış, üzülerek köpeğini elden çıkarmak zorundaymış.

Köpeği bir gördüm, âşık oldum.
Simsiyah, parlak tüyleriyle çok güzel bir hayvandı — ama aşırı hareketliydi, yaklaşmaya bile çekiniyordum.
Satın aldım, taksiyle mahalleye getirdim.

Max 1

Max

Önceki köpeğimize ismini biz koymuştuk: MIX.
Bu köpeği satın aldım — adı MAX’mış.
Güzel bir tesadüf oldu bize.

Ama evdeki kulübe, annemin daha önce tavuklar için kullandığı bir yerdi.
Köpek de haliyle oraya girmek istemedi.

Ben de soluğu Çemberlitaş’taki Tavuk Pazarı’nda aldım.
Orada bir marangoza ahşap bir kulübe yaptırdım, kamyonetle eve getirdim.

Komik olan kısım burada başlıyor:
Bizim kömürlük ile gecekondu arası bir koridor vardı — ama dar mı dar!
Kulübenin oradan geçmesi imkânsızdı.
Evin arkasından geçirmeyi düşündüm — o da olmuyordu.

İşte o an Karadenizliliğim tuttu galiba.
Millet kavgaya adam toplar, ben kulübe taşımak için insan topladım.
Sağdan soldan yardım edenlerle birlikte kulübeyi önce kömürlüğün üstüne kaldırdık.
Sonra Fatih Sultan Mehmet misali, kulübeyi kömürlüğün üzerinden yürüttük!
Toplamda beş metre falan — ama olsun.
İndirdik, yerleştirdik. Eskisini yıktık, yenisini yaptık.
Böylece “kulübe sel dönüşümü” de gerçekleştirmiş olduk.😄

max 2

Yeni kulübenin altı kapalıydı — köpek için güvenli bir alan olmuştu.
Üstü de kuşlar için tel kafesle donatılmıştı.
Kardeşime destek olmak için kuşları da çoğalttım.

Evin arka tarafını çevirdim, demir kapı yaptırdım.
Dönüşüm gerçekten güzel oldu.
Gecekondun arka kısmına, belirli bir yere kadar girilmesi engellenmişti.

Bu köpekle epey gezdik.
Ama ne yazık ki gençlik hastalığına yakalandı.
O zamanlar Osmanbey’deki bir veterinere götürüyordum; aşıları tamdı, ama kurtaramadık.

 poğaça bekleyen martılar

“Bu görüntü acı çeşmeden yukarı çıkarken saat 08 – 09 arası atacağınız 2. poğacadan sonra ortaya çıkıyor”

Bütün bunları o zamanlar kardeşim için yaptığımı sanıyordum.
Ama şimdi dönüp bakınca, aslında hepsini kendim için yapmışım.

Ama ondan gizlediğim bir şey yoktu.
Her adımda onun gelişimine katkıda bulunmak istiyordum.

Bu arada güvercin de beslemeye başladık.
“Taklacı” olması gerekirdi kuşlarımızın —
ama bizim gözümüzde ilk zamanlar bütün güvercinler aynıydı.

Yabaniler hariç — onlar yemlerimize düşmandı.
Ama biz her şeye rağmen Eminönü’nde kuşlara yem atar,
Mahmutpaşa’dan çıkarken martılara poğaça fırlatırdık.

Çocukluk işte…
O zamanlar hâlâ “olmamışım”.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top