Motosiklet

Yağmur Adam ve Sonsuz Deneme Sürüşü

Motoru aldığım dönem hep yağmurluydu. Aylar geçti, havalar hâlâ kötü. Bir gün Ali aradı:
— “Senin şansına hep yağmur var. Şöyle uzun bir yol yap da motoru isteyeyim artık senden.”

Her hafta sonu, benim motorumun durduğu yerde kendi motorunu görüyordu.

Motor hep temiz ve bakımlıydı. Sanırım onun motorunu her hafta kendi motorum gibi kullandığımı bilmiyordu.

Anahtarı mutlaka vardır; belki benim haberim olmadan kontrol de ediyordu, ama sanmam. Sonuçta yol izni kendiliğinden çıkmıştı.

Ben de güzergâhımı belirledim:
Bandırma – Kuşadası – Fethiye – Marmaris Motosiklet Festivali – Knidos – Eski Datça – Eskişehir Odunpazarı Festivali – İstanbul.

Uzun süre önce Cruser Riders Club’a dahil olmuştum. Grup tek tip: hepsi cruiser. Shadow ile başladığım gibi yine Yenikapı Feribot İskelesi’ndeyim.

Bodrum’a yola çıkmadan son kontrolleri yaptım ve yola koyuldum. Bu motorla İstanbul içinde 3000 kilometre yapmıştım zaten; nasıl bir makine olduğunu ezberlemiştim. Artık acemilik yoktu, ama motorun hakkını vermek işte şimdi başlıyordu.

bodrum1

Gidiş Var, Geri Dönüş Var

Shadow kullanırken bir aracı geçmek için önce arkasına yapışırsın, sonra hızlanırsın. Aynada boşluk görünce geçersin. Ama bu motor öyle değil: sinyal ver, gaz aç, sol şeride geç, git.

Aydın yolundayım. Ortalama 130 km hızla giderken arkamda bir araba beliriyor. Orta şeritteyim, sollasın değil mi? Yok, peşimden geliyor. Sağ şeride geçiyorum, orada da aynı hızda araç var. Sol şerit de dolu. Herkes görünmeyen bir radara yakalanmamak için sabit hızda gidiyor.

Bir anlık gaz açışıyla motor 190’a kadar çıkıyor. Arkamda kimse kalmıyor. Yavaşça tekrar 130’a düşüp huzurla devam ediyorum.

Ama klasik acemilik devreye giriyor: Selçuk’tan içeri girmem gerekirken basmışım, Aydın’a kadar varmışım. 80 kilometre yanlış gitmişim. Biz motorcuyuz, U dönüşü yok; ileriden döner geliriz ama 80 km biraz fazlamı oldu? Ama yol güzelse, dönüş bile keyiftir.

Kamp Sonrası Keşif Turuna Çıkıyorum
Kamp Sonrası Keşif Turuna Çıkıyorum

Kuşadası’ndan Knidos’a: Birayla Başlayıp Sivrisinekle Bitmek

Aslında devam etsem Fethiye’ye kadar inerim; çünkü yorgunluk diye bir şey yoktu. Kuşadası’na girdim, ilk gördüğüm bira satan yere oturdum. Arka arkaya üç bira içtim. Kamp yeri hakkında bilgi aldım; yakındaymış. Gidip çadırımı kurdum, yerleştim. Sonra motorla tekrar aynı yere döndüm, iki bira daha…

Motoru bırakıp bu kez yürüyerek şehir merkezine gittim. Akşam yemeğimi yedim. Susuzluk ve güneşin etkisiyle günü 20’lik bir rakıyla kapattım. Çarşı içinde gezinirken içimden dövme yaptırmak geldi. Girdim, biraz sohbet ettik. Dövmeci:
— “Denize gireceksen yaptırma,” dedi. O söz beni frenledi. Yoksa ne çılgın bir dövme çıkardı kim bilir!

Anladım ki artık uyuma vakti gelmiş. Kamp alanına dönüp çadıra girdim, güzelce dinlendim.

bahane

Fethiye, Marmaris ve Yolda Karşılaştıklarım

Sabah erken tekrar yola çıktım. Fethiye’ye ulaştım, arkadaşım Emir ile buluştum, sohbet ettik. Başka arkadaşlarımla da hasret giderdik. Akşam otele döndüm.

Ertesi sabah Emir’le Marmaris Motosiklet Festivali alanına geçtik. Çadırlarımızı kurup yerleştik. İstanbul’dan bir arkadaşım da oradaydı; işi bırakmış, tatile çıkmış biriydi. Bir ara bana:
— “Abi, babam izin vermiyor, ne yapayım?” dedi.
Ben de:
— “Cebine bir kutu prezervatif koy, çek git tatile. Dönünce baban sana 10 gün küser, sonra her şey eskisi gibi olur,” dedim.

O gazla çıkmış, 40 gündür Akdeniz’de geziyormuş. Festivalde yeniden buluştuk, sohbet ettik.



Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top