Takı Dükkanı

bebek diş kolyesi

Ticarete Başlıyorum

Mahalleden bir arkadaşım, torunu için bebek diş kolyesi istedi. İlk kez duyuyordum.
Bazıları doğal taşın şifasından bahsediyordu ama ben inanmıyordum.
Arkadaşıma da söyledim, “Boş iş,” dedim. İkna ettim.


Fuarla Gelen Fikir

Sonra İstanbul Fuar Merkezi’nde kuyumculuk fuarı vardı.
Gittim; piyasayı takip edeyim, arkadaşlarımı göreyim diye…
Alışveriş niyetim yoktu. Derken gözüme bir boncuk standı takıldı.
Litvanya’dan bir firma… Takı, tespih ve doğal kehribar ürünleri satıyorlardı.

Merakla sordum. Meğerse o minik boncuk dizileri, bebek diş kolyesiymiş.
Tercüman kız, arkadaşımın anlattıklarının fazlasını anlattı.
“Hadi bakalım,” dedim. On tane aldım, koydum dükkâna.

Kısa sürede hepsi satıldı. Üç hafta sonra aynı kadın bir tane daha aldı.
Tanımadım ama kendisi anlattı:

“Geçen geldiğimde sizden aldım, çok faydasını gördük.
Bunu Bursa’daki kuzenime götüreceğim.”

Sonra soranlar çoğaldı. Elimde kalmadı.


Talep Artıyor, Sermaye Azalıyor

Bir sonraki fuarı beklemeye başladım.
Para biriktirmem gerekiyordu.
Artık her gelen çantacıya 100 dolar değil, 50 dolar veriyorum ya da
“Bu hafta para yok,” deyip pas geçiyorum.

Sonraki fuarda kehribar ürünlerini topluca aldım.
O süre içinde yine cebimde para yoktu ama raflar dolmaya başlamıştı.
“Almayacağım,” diyorum ama müşterilerin istekleri, yeni çıkan ürünler hep cezbediyor.
Kendimi, hiç parası olmayıp her gece kumar oynayan adamlara benzetmeye başladım.

kehribar küpe
kehribar bileklik
Usta işi tesbih

Zorunlu Değişim ve Yeni Rutin

Gidiş geliş 100 km zordu.
Güneşlide bir ev tuttum. Artık oraya da kira ödüyordum.
Ama 100 km’lik günlük yol parasını kurtarıyordu.
Rutinim; dükkânı kapatıp eve giderken bir şişe rakı ve biraz yemek almak, ertesi güne kalmayacak kadar…

Kendimi dar bir alana sıkıştırmıştım. Hep parasızlık…
Yılbaşı, sevgililer günü, rock festivali gibi dönemlerde stant açmayı denedim.
Ama onlar tam bir kabustu. Hep ekstra masraf, ekstra yorgunluk oldu.


Konum Sorunu ve Düşünceler

Güneşli aslında kalabalık bir bölgeydi, merkezi de sayılırdı.
Ama ters bir yerdeydi. Motorcu arkadaşlarım TEM üzerinden Tekirdağ tarafına geçip E-5’ten geri dönüyorlardı; ben iste tam ortadayım, 2 km bir tarafa uzak aynı mesafe de diğer yola
yani uğramak için yollarının üstünde değildi.
Bu yüzden ne bana geliyorlardı ne de uğramaya bir sebep görüyordular.
Buradan ayrıldıktan sonra ben de uğramamaya başladım. Oysa dostlarım var.

Bağcılar’da bir milyon insan yaşıyor ama bana gelen müşteri sayısı bin bile olmadı.
Bu bin kişi aslında bana her yerde gelebilirdi; yeter ki yerim merkezi olsun.


Yeni Bir Dönüm Noktası

O sırada dükkân kirasına zam zamanı gelmişti.
Evin de kentsel dönüşüme gireceği kesinleşince, ben de adres değişikliği düşünmeye başladım.
Birader aklıma Sapanca’yı soktu.

Bura bizim için uygun yer değildi.
Bağımsız bir yere kaçmanın planlarını yapmaya başladım.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top