Tesbih Satışında Karakter Analizi
Tesbih alacak kişilerin sosyal statülerini, tarzlarını ve kullanım amaçlarını göz önünde bulundurarak yönlendirme yaparım.
Çünkü her tesbih herkese uymaz.
Kimisi cebine koyar, kimisi sürekli çeker, kimisi sadece vitrininde sergiler.
Herkesin tesbihten beklentisi farklıdır.
Dükkanımda zamanla usta imzalı tesbih sayısı da epey arttı.
Bazı ürünleri görmek için İstanbul dışından gelen müşterilerim bile oldu.
Özel malzemeler, özel ustalar, sınırlı üretimler… Hepsi raflarımda yer buldu.
Gerçeği Söylemenin Bedeli
Dükkanımın yanında Güneşli Merkez Camii var. Bahçesinde tesbih ve gümüş yüzük satan birçok ayaklı satıcı bulunuyor.
Genellikle sakallı, “hacı hoca” tipi insanlar. Görünüşte güven telkin ederler ama çoğu plastik tesbihi kehribar diye satıyor.
Rakip oldukları arkadaşlarının bile işini baltalıyorlar.
Bu işin çakalı çok.
Zamanla o civardan birçok kişi bana gelip,
“Şu tesbihe bakar mısın, kaç para eder?” demeye başladı.
Gerçekleri söylediğimde, yani “Bu o parayı etmez,” dediğimde, bu kez de benim dükkanımı kötülemeye başladılar.
Ne yapsam yaranamıyorum.
Para için yapmayacakları şey yok.
Baktım bu böyle olmayacak; aynı tesbihleri ben de aldım ve vitrinde püskülsüz, etiketli, şeffaf şekilde sergilemeye başladım.
Üstelik fiyatları onların sattıklarından çok daha uygun tuttum.
Artık biri gelip “Şuna bakar mısınız?” dediğinde, sadece vitrine işaret ediyorum:
“Aynısı burada, etiketi üzerinde. Karar sizin.”
Hem işlerini bozuyorum,
hem de artık beni kötüleyemiyorlar.


Bazen Müşteri, Müşteriden Fazlasıdır
Bir gün, Güneşlide trafiğe kapalı caddede bulunan dükkanıma üç kişi geldi.
Biri kapının dışında kaldı, biri müşteriyle birlikte içeri girdi.
Hemen anladım: ikisi koruma, biri özel müşteri.
Tesbih dolabının başına geldik.
Adam işi biliyor, hemen değerli ürünlere yöneldi.
Fiyatlarını sordu; ben de hepsinin ustasını, ölçüsünü, malzemesini anlatarak bilgi verdim.
Bir tesbihi eline aldı, beğendi.
“Bu kaç lira?” diye sordu.
“900 lira,” dedim.
“Pahalıymış. Tesbih hanede 1200 lira,” dedi.
“Evet, biliyorum. Benim fiyatım onlardan düşük,” dedim.
Başka bir tesbihi sordu,
“680 lira,” dedim.
“Güzel ama pahalıymış,” dedi.
Tesbih, Ticaret ve Bir Parça Hayat
Müşteri tesbihlerin fiyatlarını sormaya devam etti.
İki-üç farklı tesbih için daha “Pahalıymış” deyince artık dayanamadım:
“Beyefendi, diğer satıcıların fiyatlarını da bildiğinizi söylüyorsunuz,
bu fiyatlara da pahalı diyorsunuz.
Sizin yerinizde ben olsam, beni oyalamam, gider oradan alırım,” dedim.
İçeride duran korumaya göz ucuyla baktım.
Bıyık altından hafifçe gülümsedi.
Ardından üçü birden sessizce gittiler.
Belki de koruma patron oyunu oynuyorlardı.
