Takı Dükkanı

Rose Elmas Takı

E-Ticaret Girişimi

Apışıp kaldım. Ne diyeceğimi bilemedim.

Bu kez ben de onun vitrinine dikkatlice baktım. Ürün sergilediği kadife kutuların üstünde kadife kalmamış, gümüşler ise simsiyah. “Hayrına bir sileydin bari!” diye içimden geçirdim. Bu işin buradan yürümeyeceğini o an anladım. Bildiğim şeyi teyit etmiş oldum.


İlk Fikir Kıvılcımı

O sırada aklıma Sahibinden.com geldi. Hiç ürün satmadan nasıl ivme yakaladıklarını hatırladım. “Belki ben de benzeri bir sayfa açabilirim,” dedim.

Kapalıçarşı’nın içindeyim. Tüm imalatçılara ulaşabiliyorum. Konsinye ürün alma şansım neredeyse her dükkânda var. Elimde büyük bir avantaj var; abartmıyorum, fotoğraflarla kanıtlarım.


Mutlugunlerde.com Doğuyor

Bu fikirle hemen mutlugunlerde.com alan adını aldım. Boştu, kaçırmadım. Diğer uzantılarını da aldım.
Amacım sadece ürün satmak değildi; düğün, doğum günü, davetiye, fotoğraf hizmeti gibi her şeyi tek çatı altında sunmaktı.
Ben takıya odaklanır, diğer alanları uzmanlarına bırakır, büyürdüm.

Fotoğraf işine yoğunlaştım. Atölyelerden ürün alıp çektiriyor, sonra geri veriyordum. Elimde ürün görselleri çoğalmaya başlayınca, benim param ve borç aldığım paralar erimeye başlamıştı.


Gümüş-biblo
925 Ayar Gümüş biblo

Krokodil Küpe

Ürün Çeşitliliği ve Zorluklar

Dedim ki: “Ben bu işin altından kalkarım!”

Bunlar birkaç detaydı; ürünler galerisi bölümü oldukça zengin olacaktı.

Başka atölyelerden kolyeler, bileklikler, tasarım ürünler, gümüş ilahi figürleri, çelik takılar, kurukafa tarzı aksesuarlar gibi piyasada olmayan harika işlere ulaştım.


Ofis ve İlk Denemeler

Ofisi, Çemberlitaş’ta Atik Ali Paşa Camii yakınında tuttum.
Ürün fotoğrafları çekiliyor, ben siteye eklemeye yetişemiyordum.

Bir firma aradı, SEO çalışması için anlaştık. Parasını yatırdım.
Gözüm Google’da… Ama “Neden yükselemiyorum?” diye çıldırıyordum.
Telefon çalmıyordu.


Beklenen İlgi Gelmiyor

Bu arada yan alanlarda görüştüğüm çiçekçi, davetiye gibi firmalar “Tamam” diyordu ama reklamım görünmüyordu.
1-2 küçük reklam verdim, yine tık yok.

SEO çalışmalarım, sosyal medya paylaşımlarım…
Ne yaparsam yapayım, bir türlü insanların karşısına çıkamıyordum.
Oysa elimdeki imkânlar, başka bir girişimcinin elinde olsaydı; belki parası yoksa evinden başlar, adım adım ilerlerdi.

Bu işler sadece iyi niyetle, hevesle, ürünle ya da güzel fikirle olmuyormuş.

Zorluklar ve Fedakârlıklar

Para bitince motorumu satışa koydum. 24 bin istiyordum, 22 bin teklif gelince kabul etmiyordum.
İki ay daha dayandım ama ne arayan oldu ne soran. Artık 20 bine de razıydım ama yine ses yok.

Sonunda, Antep’ten bir müşteri çıktı ve 18 bine verdim. Çünkü bu işi başarmam gerekiyordu.

Birkaç ay daha geçti ama hâlâ işler yolunda gitmiyordu.


Sonunda Fark Ettim

“Paran varsa yancıkta.”

Lafın tamamını araştırın.


(Not: Deyimi bilen bilir, bilmeyene açıklanmaz.Yine de buraya bırakayım…)

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top