Taksicilik

istanbul-a-konforlu-ve-guvenli-2500-yeni-taksi-geliyor-9695

Gece Yarışı

Geceleri Club tan da müşteri alırdık.
Genellikle Aksaray’dan getirilen turistler olurdu.

Çevre yolundan hızlıca gider, hızlıca dönerdik.
Hız sınırımız yüksekti.

Duraktan 4–5 taksi aynı otele müşteri götürürdük.
Dönüşte ise sıraya girme yarışı başlardı.

Ne kadar arkadaş olsak da
diğer taksi durağıyla yarışımız bambaşkaydı.

Seul Restoran’dan Başlayan Gece

Akşam saat 20.00’den sonra, Etiler merkezden Levent istikametine giderken yolun sağında Seul Restoran var.
Orada bir kız beni çevirdi. Yanındaki 4 Koreliyi Karaköy’de kerhanelerin orada bırakmamı istedi.

Ön tarafta oturan, grubun lideri gibi biri — ya müdürleri ya da şefleri…
Karaköy’e, sokağın başına geldik. 4–5 kişi İngilizce konuşarak bunları başka yere yönlendiriyor.
Ön de oturan arabandan inmedi, arkada oturanlar indi.

Karaköy

Nelerin döndüğünü anladım ama müdahale etme şansım yoktu.
Arabadan inenler sonra tekrar bindi.
Dışarıdaki çakallar,
Abi bizi takip et, başka yere gidecekler” dedi.
Ama her şey gözümün önünde; anlamayacak gibi değil.

Gala Gecesi

Önde oturana, dilim döndüğünce bir problem olduğunu anlatmaya çalıştım.
O biraz ikna olmuş gibiydi ama arkadaki 3 kişi sanki bana düşman kesildi.

Osmanbey–Pangaltı taraflarında Gala diye bir mekân var.
Dışarıdan her gün önünden geçiyorum; kocaman tabelası var ama içerisi nasıl, bilmiyorum.

Arkada oturan 3 kişi indi, o adamlara katıldılar.
Önde oturan paramı verdi,
Sen de gel,” dedi.
“Yok,” dedim.

Çakallar da
Gel abi, bir şey olmaz, tanıdık yer” dediler.

İstemeye istemeye girdim.
Benle birlikte 5 kişiyiz.

İçeride Hesap Başka Yazılır

Masaya, koltuklara oturur oturmaz kişi başı bir kadın oturdu yanımıza.
Bize bira, kızlara şampanya söylediler.

İçeride belki 15 dakika bile kalmadık.
Hesabı istemeden, kendiliğinden getirdiler.
Hesaba itiraz ettiler; dördü de müdüriyete gitti.

Bu arada mekânın şefiyle tanıştım.
Hangi arabayla geldiğimi, bu Korelileri nereden aldığımı sordu.
Ama sorgu gibi değil — benden müşteri koparmaya çalışıyor gibiydi.

Bana bu tip müşteri getir, %50 veririm,” dedi.

Sonra öğrendim ki, bunların cebindeki bozuk paralara kadar almışlar.
Bana sürekli “Ship, ship” deyip duruyorlar.
Arkada oturanlar, beni suçlar gibi konuşuyor.

Muz Gibi Son

Ben de bunları tekrar Seul Restoran’a götürdüm.
Kızı buldum, olan biteni anlattım.

Kız bizi içeri aldı; masa kuruldu, yemek, içki derken bizi ağırladılar.
Sonradan öğrendim ki bunların Haydarpaşa Limanı’na gitmesi gerekiyormuş.
Gemiye gidip ödeme yapacaklarmış.

Sıkıntı olursa buraya gel, hallederiz,” dedi kız.

Artık hepsi yumuşamıştı.
Bunları limana götürdüm.
Gemiye girdim, “Drink and banana” ikram ettiler — yani viski ve muz.

Paramı da ödediler.
Yarın görüşelim,” dediler.
“Okey,” dedim.

Önde oturan bunların şefiymiş, bana bir kasa muz ikram eti ama almadım, muzlar koyu yeşil haldeydi, bunlar gemi ile muz taşıyorlarmış.
Ben de “Yarın alırım” diye anlatmaya çalıştım; sanırım anladılar.

Basıp gittim.
Ertesi gün de gitmedim zaten.

studio 54

Studio 54

Studio 54’ün Sokağında

Studio 54’ün karşı sokağında taksileri sıraya sokup bekleşiyoruz.
Kapıda görevli içeriden bir aksiyon verdi mi, sıradaki ilk taksi hemen sol şeride geçip dükkânın kapısına yanaşıyor.
Müşteri arabaları da aynı şekilde yolun sol şeridinde teslim ediliyor. Sol şeridin trafiğe kapanması kimsenin umurunda değil; zaten sıkıntı da çıkmıyor.

Sıranın Yanındaki Tezgâh

Arabaları sıraya dizdiğimiz yerin hemen yanında, etrafı betonla çevrilmiş, kapısı olmayan, içinde tenekeden yapılmış bir kutunun yer aldığı bir elektrik ya da telefon santrali var — belki bunun daha büyüğü.

Taksi sahibi olan bir arkadaş, her akşam burada kurulan mini tezgâhın başında oturur. (Tezgâh dediğimiz yüksekçe bir meyve kasası üzeri temiz kâğıt ile örtülmüş, yanında sabaha kadar yanacak mangal)
O gün çalışan ve gidere ortak olan arkadaşlardan para toplanır, rakı alınır.
Hemen karşımızdaki şarküteriden mezeler çıkar, her akşam istavrit alınır, mangal yakılır.

Eğer o gün katılım kalabalıksa çarşıdan daha fazla balık alınır.
Mangalın üstünde her an yenecek kıvama gelmiş bir balık hazır olur; yanında da yarım çay bardağı rakı bekler.

Rakı, Sohbet, Sıcaklık

Bazen benim taksinin sahibi de gelir, sabaha kadar bizimle takılır, birlikte içeriz.
Zaten mesai saatimiz belliydi: gece 12’de başlar, 3.30’da biterdi.
İçtiğimiz rakı toplansa bir sağlam kadeh bile etmezdi ama yine de yanlıştı, kabul ediyorum.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top