Taksicilik

Komisyonun Sırrı: Tepebaşı’ndan Taksim’e

Çalıkuşu Sokağı’nda henüz hareket tam başlamamıştı ama diğer arkadaşlar gelmişti.
Sıra başında olduğum için ilk işi ben aldım.
Saat artık ertesi güne dönmüştü.

Bir müşteri geldi, elinde bir kâğıt vardı:

— “Tepebaşı, Beyaz Saray.”

Müşteriyi bıraktım, geri döndüm.

Duraktakiler sordu:

— “Ne çabuk döndün? Nereye gittin?”

Anlattım.

Biri dedi ki:

— “Plakanı bıraksaydın.”

Neden?” diye sordum.

— “Komisyon alınıyor,” dediler.

Ben de
“Adamın elinde kâğıt vardı,” dedim.

— “Olsun, yine de plakanı, komisyonunu al,” dediler.

Sonraki işimde, yolum Taksim’e düştüğünde üşenmedim, tekrar uğradım.
Kapıdaki görevliye:

Komisyonun Perdesi Aralanıyor

“Ben müşteri bıraktım ama plakamı yazmadınız,” dedim.
Adam hatırladı:

— “Sabah 4 te gel,” dedi.

Sabah yolumun düştüğü saatte gittim.
Fena sayılmayacak bir para verdiler ve devamını beklediklerini söylediler.

Meğer %30 komisyon veriyorlarmış — bazen de yalan söyleyip eksik ödeme işleri oluyormuş.

Tam o sırada aklıma daha önce Korelilerin gittiği yer geldi.
Onlarla görüştüm; zaten ilk onlar sormuştu:

— “Nereden aldın müşteriyi?” diye

Lafa girmek için fırsattı benim için, ben de girdim şef ile konuştum. Yanımda müşteri olmadığı halde istediğin zaman uğra ye iç teklifinde bile bulundu.

Şefin teklifi netti:

“%50. İstersen gel, adamın yanında otur;
istersen barda otur, ye, iç — adisyonu da gör.”

Teklife kayıtsız kalmadım.

Müşteriler başka adres söylemedikçe,
artık onları bu mekâna götürmeye başladım.

beer

Taksicilikte Bir Ders

Burada şunu anladım: Daha önce “Night Club” diyen müşterileri alır, mekâna bırakır çıkardım. Ama diğer taksici arkadaşlar şefe plakasını söylüyor, sabah gidip parasını alıyor. Ben de bu düzene girmeye başladım.

Komisyon Dünyası

Mekanlarda liste fiyatı neyse onu yazıyorlar adisyona. Komisyon da %20, %30, %40, hatta %50’ye kadar çıkıyor.
Artık müşteriyi bırakınca çalışmayı da bırakıp içeri giriyorum; içeride içip çıkarken paramı da alıyorum.

Taksim Geceleri

Taksim İstiklal Caddesi’nde Şanzelize arkasında Beyaz Saray, başka başka mekanlar da var. Bazıları hâlâ açıktır belki. İsim vermiyorum.
Bazen otellerin kendi taksisi olmazsa taksi çevirirler. Müşteriyi onların yönlendirdikleri yere değil, beni tanıyan mekanlara götürürdüm. Çünkü onlar da komisyon karşılığında o mekanlara gönderiyor; hatta halıcılar veya kuyumculara.

Pedallarda Karar

Kendime çeki düzen vereyim diye bisiklet aldım.
Artık taksi sahibinin beni bırakmasını beklemek istemiyordum.
Mesai bitiyor, arabayı temizletiyorum, benzini doldurup kilitliyorum, sonra bisikletle eve dönüyorum.
Tabii bu o kadar kolay olmadı.

bisiklet

İlk Denemeler

İlk gün bisikleti indirdim, Küçük Armutluda binmeyi denedim.
Seksen metre sonra yokuş başladı.
İnip iteleyerek yokuşun başına kadar taşıdım.
Sonra iniş başladı — bu kez zahmetsizce köprüye kadar gittim.
Biraz pedal çevirerek köprüyü geçtim, Narin Sitesi karşımda dik bir yokuş…
Yine yürümeye başladım.
Alkent in önünden geçtim, Nisbetiye Caddesi düz; orada tekrar bindim.
Eve kadar bu kez pedal çevire çevire gittim. Kestirme yolum vardı ama 4. Levent e kadar yokuş, oraya kadar bisiklet taşımaya gerek yok, yürüyerek eve ulaşmak daha kolay
Çok yorulmuştum. Hafta sonuna kadar ara verdim.

Cumartesi Günleri ve Hızlı Kararlar

Bir cumartesi günü, Levent taraflarından bir müşteri aldım, Beşiktaş’a gittik. Müşteri inince hemen ardından biri daha bindi.
— “Bostancı,” dedi.

Köprü bildiğiniz gibi yoğundu. Dönüş yoluna baktım, orası da tıkalı. Minibüs yolundan değil, E5 üzerinden devam ediyoruz ama dönüş yolunun tıkanıklığı devam ediyor. Hem arabayı sürüyor hem de kafamda hesap kitap yapıyordum.

Bu tıkanıklık, Bağdat Caddesi ve minibüs yolunu da kilitler diye düşündüm. TEM’den dönsem hem zaman kaybı hem de aldığım parayı eritir. Aklıma Harem’e inip feribotla karşıya geçmek geldi. Uyguladım.

Harem’den feribota bindim. Gemi yanaşırken içerideki yolcular “Oraya gider misin?”, “Şuraya gider misin?” diye soruyor. Ben hepsine “yok” diyorum ama aslında biri sorsa “binebilir miyim?” diye, hiç sıkıntı değil.  

Ben iş ararken ilk gördüğümü alırım, seçme şansım olursa, kalabalık olanı değil tek olan müşteriyi tercih ederim, mümkünse yükü olmayanı.

Bu direncim de bir hafta sürdü.

Arkamdan küfür yediğimi tahmin ediyorum. Feribot inişinde ilk el kaldırana durdum, bindi.
— “Balat,” dedi. “Orada inince mahalleye dönerim, yandı bu cumartesi,” diye düşündüm.
Balat’ta bir kadın arkadaşını aldı.
— “Sefaköy,” dedi. “Dönüşte iş alırsam günü kurtarırım,” diye geçirdim içimden.

Ama çevre yolunda müşteri bulmak zor. Başladım dolanmaya: Şenlikköy, Yeşilköy, Ataköy, Bakırköy… Yok. Mahalleye kadar boş döndüm.

Yazarken fark ettim o taraflardan her dönüşte Şenlikköye girmişim, 1983 den aklımda bir şeyler kalmış olabilir mi?

Kısa Yol Hikâyeleri — Karşıya Geçmem Meselesi

Tam bir hafta sonra, yine cumartesi; Osmanbey’de bir kadın bindi.
“Sahrayıcedit,” dedi.
“Özür dilerim hanımefendi ama ben karşıya geçmem,” dedim.

Kadın bozuldu, biraz da şaşırdı. Herkes karşıya iş almak için kavga ederken benim reddetmem onu şaşırtmıştı.

“Neden?” diye sordu.

“Geçen hafta geçtim, tüm günümü mahvetti. Sizi dolmuş durağına bırakayım veya Beşiktaş iskeleye bırakayım, sizin için daha kolay olur,” dedim.
“Dolmuşta öne oturun, iki kişilik ödeme yapın; şoför oraya başka yolcu almaz, rahat gidersiniz. Veya sıraya girmeye çalışan bir taksiye tüm koltukların parasını ödeyip yine geçebilirsiniz.”

Bana “Sizi nereye şikâyet edebilirim?” diye sordu.
“Kendisine trafik polislerine veya şoförler odasına şikâyet edebilirsiniz,” cevabını verdim.

“Sigaranız var mı?” dedi.
“Tabii, buyurun… ama karşıya geçmem,” dedim.

Şişli dolmuş duraklarına yaklaşıyorduk. “İsterseniz sizi Beşiktaş iskeleye bırakayım,” dedim.
“Yok, dolmuşla geçeyim,” dedi.

“Ben para kazanmak için çıktım. Sizi veya başka müşterileri taşımazsam para kazanamam. Lütfen bana kızmayın,” dedim. Kadın daha rahatladı.

Dolmuş duraklarında inerken para uzattı; kabul etmedim ve özür diledim. Beşiktaş’a bıraksam yine para almayacaktım.

Geçen haftaki olumsuzluğu yaşamamış olsam, bu hafta yaşayacaktım. Karşıda da çalışabilirim, oraya da hâkimim ama Fenerbahçe stadında maç olduğunda Eminönü trafiği kapanıyor. İçerenköy’e kadar kapanan trafik bu yakayı çalışılmaz duruma sokar diye düşündüm.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top