Tedarikçilik

telefon-çantası 1

Kendi İskelemi Ararken

Çanakkale’de işlerimiz zaten yavaş ilerliyordu, bir türlü hızlanmadı ama umutlarımızı da kolay kolay söndüremedi.

Kuzenim uzun zamandır internetten ürün satardı. Zamanında benden takı projeleri için fikir istemişti. Ben ise ölçü, devamlılık ve müşteri çeşitliliği açısından bu işin sıkıntılı olacağını söylemiştim. Kestirip atmış değildim, sadece sürdürülebilir bir taraf göremiyordum.

Derken kızım da kuzenimin yanında çalışmaya başladı. Meta reklamlarıyla, kapıda ödeme sistemiyle ürün satıyorlardı. Hatta işleri büyüyünce, kardeşlerini bile yanlarına aldılar. Herkes farklı isimlerle, farklı ürünler satıyordu. Aynı sistemi kopyalayarak çoğalmışlardı adeta.

Benim işler yavaşlayınca bu defa kuzenin eniştesi—aynı zamanda yakın arkadaşım—ve çevremdekiler:
“Sen piyasayı biliyorsun, bu çocukların yaptığı işi sen daha da iyi yaparsın,”
demeye başladılar.

Kızımla konuştum,
“Bana da aynı şeyleri söylüyorlar, bence olabilir,”
dedi.

Kuzenime gittim.
“Satılan her ürün başına 1 lira alırım,”
dedim.
Kabul etti. Aynı öneriyi kızıma da sundum, o da onayladı. Herkes memnundu.


Yeni Ürünlerin Peşinde

Sonra bu işi yapan başka 3–4 kişiye ulaşıp
“Nereden alıyorsunuz, çalışma sisteminiz nedir?”
diye sordum.

Hâlâ Çanakkale’deydim ama internet sayesinde yerimde saymıyordum. Türkiye’de henüz reklamı yapılmamış, modellemesi çıkmamış ürünleri araştırabiliyordum.

Artık sır olmadığı için rahatlıkla söyleyebilirim:
Ürünlerin çoğu Şark Han, Tekstilkent ve İstoç üçgeninden çıkıyor. Bazıları da doğrudan Çin’den geliyor.

tedarikçilik
Tedarikçilik

Kendilerinin henüz fark etmediği 3–4 ürünü tespit edip önerdim.
5 bin adet için fiyat isteyip pazarlık ettim ama gelen teklif,
“Abi, 300 tane alalım,”
demeye başladılar.

O 300 ürünü tam bir yıl boyunca sattılar. Üstelik benden değil, ürünü bulduğum yerden alarak.

Ama konu “ürün başı 1 lira” anlaşmasına gelince, beni oyunun dışına ittiler.
Aslında beni maaşlı çalıştırsalar ayda 15 bin vermeleri gerekecekti. Bu şekilde ödeyecekleri 3–5 bin gözlerinde büyüdü.

Piyasa onların piyasası, anlaşma da bizim anlaşmamızdı.


Yeni Bir İskeleye Yanaşmak

Bu kez başka bir iskeleye yanaşmam gerekti.

Gömlek kemeri, sihirli kemer, güvenlikli heybe çanta, termos çanta, ayakkabı çantası gibi dikkat çekici ürünleri araştırmaya başladım. Hazırda yoktu; üretimleri siparişle yapılacaktı.

Ama her şey hazırdı:
ürün videoları,
görselleri,
reklam altyapısı…
Aynı gün test reklamı çıkılabilir durumdaydık.

Testten geçen ürünlerin siparişi bana dönecekti.

Numune için atölyelerle görüşmeye başladım. Tek bir numune 1200 liraydı. Sipariş verilirse bu ücret maliyetten düşülecek, verilmezse o para uçup gidecekti.

Bu da işin doğasıydı artık.

Devamını Oku

Yorum bırakın

Scroll to Top